Block title
Block content
Mühim bir ihbar-ı gaybî
Şeyh-i Geylânî’nin kendinden sekiz yüz sene sonra gayb-âşinâ gözüyle haber verdiği bir hâdise-i Kur’âniyedir.
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hizmetindeki kudsiyete, kerametkârane sekiz yüz küsur sene evvel “Gavs-ı Âzam” ünvanıyla bihakkın iştihar eden Kutb-u Âzam Şeyh-i Geylânî,

نَظَرْتُ بِعَيْنِ الْفِكْرِ فِى حَانِ حَضْرَتِى - حَبِيبًا تَجَلّٰى لِلْقُلُوبِ فَجَنَّتِ 1
fıkrasıyla başlayan kasidesinin âhirinde, Mecmuatü’l-Ahzâb’ın birinci cildinin beş yüz altmış ikinci sahifesinde, beş satırla, şu zamanda hizmet-i Kur’âniyedeki heyete ve başında bulunan Üstadımıza beş vecihle bakıyor ve gösteriyor. İşte o beş satır şudur:

تَوَسَّلْ بِنَا فِى كُلِّ هَوْلٍ وَشِدَّةٍ - اَغِيثُكَ فِى اْلاَشْيَاۤءِ دَهْرًا بِهِمَّتِى

اَنَا لِمُرِيدِى حَافِظًا مَا يَخَافُهُ - وَاَحْرُسُهُ فِى كُلِّ شَرٍّ وَفِتْنَةِ

مُرِيدِى اِذَا مَا كَانَ شَرْقًا وَمَغْرِبًا - اَغِثْهُ اِذَا مَا سَارَ فِى اَىِّ بَلْدَةِ

فَيَا مُنْشِدًا نَظْمِى فَقُلْهُ وَلاَ تَخَفْ - فَاِنَّكَ مَحْرُوسٌ بِعَيْنِ الْعِنَايَةِ

وَكُنْ قَادِرِىَّ الْوَقْتِ ِللهِ مُخْلِصًا - تَعِيشُ سَعِيدًا صَادِقًا بِمَحَبَّتِى
2

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Huzur ânımda fikren gittim, kalplerde tecelli eden ve bütün zamanları dahi kaplayacak bir sevgili gördüm.
2 : Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap. Allah’ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişeceğim. Doğuda, batıda ve hangi belde de olursa olsun, o fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah’ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun koruyucusuyum. Ey benim şiirimi, meslek ve meşrebimi ve mücahedelerimi dile getiren müridim, “Sözler”ini söylemekten korkma. Muhakkak ki sen, inâyet gözüyle gözetilip korunmaktasın. Zamanın Abdülkâdir’i ol. Muhabbetimde sâdık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, geçiminde dahi ismin gibi mes’ud olasın.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
bihakkın : hakkıyla, gerçek mânâsıyla
fıkra : ifade, cümle
gayb-âşinâ : gaybı bilen, görünmeyenden haberi olan
hâdise-i Kur’âniye : Kur’ân’la alâkalı olay
heyet : topluluk, meclis
hizmet-i Kur’âniye : Kur’ân'daki hakikatleri insanlara ulaştırma ve yayma hizmeti
ihbar-ı gaybî : bilinmeyen gayb âleminden ve gelecekten haber verme
iştihar etme : şöhret bulma, tanınma
kaside : övgü şiiri
kerametkârane : kerâmetli bir şekilde
kudsiyet : kusur ve noksandan uzak oluş, kutsallık
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân : açıklamalarıyla benzerini yapmaktan akılları aciz bırakan Kur’ân
mühim : önemli
vecih : yön, cihet
Yükleniyor...