Block title
Block content
Hazret-i Gavs’ın Keramet-i Gaybiyesini teyid eden bir âyetin işârâtındaki bir nükte-i i’câziyedir.
Kur’ân’dan tereşşuh eden o Sözler ve risaleler, Kur’ân-ı Hakîmin bir nevi müstakim tefsiri ve hakaik-i imâniyenin istikametli ve kuvvetli delilleri olduğundan, o risaleler ve Sözlere gelen şeref ve takdir ve tahsin, Kur’ân’a ve hakaik-i imâna aittir. Madem öyledir; bilâ-perva derim ki:
1 وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ اِلاَّ فِى كِتَابٍ مُبِينٍ sırrıyla, Kur’ân’da elbette bu istikametli tefsirinin istikametine işaret var. Evet var. Kur’ân o tefsirine hususî bakıyor. Çünkü, âyât-ı mühimmeden Sûre-i Hûd’daki HAŞİYE
2 فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ âyeti bulunan sahifenin karşısında
3 فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ âyeti, fâ-yı atıf hariç hariç olarak اِسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ makam-ı ebcedîsi bin üç yüz ikidir. Demek اِسْتَقِمْ deki emr-i has içinde bulunan hitab-ı âmmın hadsiz müstakim efradları içinde, o bin üç yüz iki tarihinde bir ferdin bir cihette istikamet emrinin imtisali bir hususiyet kazanacak. Demek on dördüncü asırda Kur’ân’dan iktibas edip, istikametsiz sakim yollar içinde sırat-ı müstakîmi gösterecek âsârı neşreden bir adamı, o hadsiz efrad içinde dahil ediyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır.” En’âm Sûresi, 6:59.
HAŞİYE : Hattâ Resul-i Ekrem (aleyhissalâtü vesselâm) ferman etmiş ki: شَيَّبَتْنِى سُورَةُ هُودٍ yani, sûre-i Hûd’daki فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ [Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!] âyeti beni ihtiyarlattırdı. Çünkü, ehemmiyeti azimdir; istikamet-i tâmmeyi emrediyor. (Tirmizî, Tefsîru Sûre 56:6.)
2 : “O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır.” Hûd Sûresi, 11:105.
3 : “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” Hûd Sûresi, 11:112.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem-i itaat : itaat etmeme
âyât-ı mühimme : önemli âyetler
azim : büyük
bilâ-perva : korkusuz
fâ-yı atıf : Arapçada kelimelerin başına gelen ve baştakî bir ifadeyle bağlantı kurulmasını ifade eden "fâ" harfi
ferman etme : emretme, buyurma
gaybiyat : gözle görülmeyen âlemler ve zamanlarla ilgili meseleler
hakaik-i imâniye : iman hakikatleri, esasları
hariç : dışında
hâşiye : dipnot
hususî : özel
hüsn-ü edep : güzel edep, ahlâk
ihtiyar : irade, tercih
istikamet : dosdoğru olma
istikamet-i tâmme : her yönüyle dosdoğru olma
istikbalî : geleceğe ait, gelecek zamanla ilgili
işârât : işaretler
işmam : hissettirme
keramet-i gaybiye : gayba, geleceğe ait keramet
kudsî : kutsal, kusur ve noksandan uzak
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
müstakim : istikametli, dosdoğru
nevi : tür, çeşit
nükte-i i’câziye : Kur'ân'ın mu'cize oluşunu ifade eden, derin ve geniş mânâları olan bir ifade
remiz : gizli ve ince işaret
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
Sözler : Risale-i Nur
Sûre-i Hûd : Hûd Sûresi, Kur'ân-ı Kerimin 11. sûresi
suret : şekil, tarz
tahsin : bir şeyin güzelliğini dile getirme
tâlim-i İlâhî : İlâhî eğitim, doğrudan Allah'ın öğretmesi
tasrih : açık şekilde bildirme
tereşşuh etme : dışarıya sızma
te'yid : destekleme
ubudiyetkârâne : bir kula yakışır şekilde
Yükleniyor...