Block title
Block content
İkinci emare: Risale-i Nur’un sadık şakirtlerinin, hüsn-ü âkıbetlerine ve iman-ı kâmil kazanmalarına o derece kesretli ve makbul ve samimî dualar oluyor ki, o duaların içinde hiçbiri kabul olmamasına akıl imkân veremiyor.

Ezcümle: Risale-i Nur’un bir hâdimi ve birtek şakirdi, yirmi dört saatte, lâakal Risale-i Nur talebelerinin hüsn-ü âkıbetlerine ve saadet-i ebediyeye mazhar olmalarına yüz defa Risale-i Nur talebelerine ettiği duaları içinde hiç olmazsa yirmi otuz defa selâmet-i imanlarına ve hususî hüsn-ü âkıbetlerine ve imanla kabre girmelerine, aynı duayı, en ziyade kabule medar olan şerait içinde ediyor.

Hem Risale-i Nur talebeleri bu zamanda her cihetten ziyade hücuma mâruz olan iman hususunda, birbirine selâmet-i iman hakkındaki samimî, mâsum lisanlarıyla dualarının yekûnu öyle bir kuvvettedir ki, rahmet ve hikmet onun reddine müsaade etmez. Faraza, mecmuu itibarıyla reddedilse de, tek bir tane onların içinde kabul olunsa, yine her biri selâmet-i imanla kabre gireceğine kâfi geliyor. Çünkü herbir dua umuma bakar.
Said Nursî
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

emâre : belirti, işâret
ezcümle : bu cümleden, meselâ
faraza : varsayalım ki
hâdim : hizmetçi
hikmet : İlâhî gaye ve fayda
hususan : bilhassa, özellikle
hususî : özel
hüsn-ü âkıbet : güzel sonuç, imanlı bir şekilde ölme
iman-ı kâmil : tam ve mükemmel iman
kâfi : yeterli
kesretli : çok
lâakal : en azından
lisan : dil
makbul : kabul görmüş
mazhar : nail olma, erişme
mecmu : toplam, bütün
medar : sebep, vesile
rahmet : İlâhî şefkat ve merhamet
Risaletü’n-Nur : Risale-i Nur’un diğer bir adı
saadet-i ebediye : sonu olmayan, sonsuz mutluluk
sadık : doğru sözlü, dürüst
selâmet-i iman : iman selâmeti, sağlamlığı
şakirt : talebe, öğrenci
şerait : şartlar
umum : bütün
yekûn : bütün, toplam
Yükleniyor...