Block title
Block content
İşte, ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür. Aczin, fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Madem öyledir; şu sahrânın Mâlik-i Ebedî ve Hâkim-i Ezelîsinin ismini al. Ta bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisâtın karşısında titremeden kurtulasın. Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki, askere kaydolur, devlet namına hareket eder, hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat lisan-ı hâl ile "Bismillâh" der. Öyle mi?

Evet. Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder. Öyle de, herşey Cenâb-ı Hakkın namına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek herbir ağaç "Bismillâh" der; hazine-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.

Herbir bostan "Bismillâh" der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor. Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar "Bismillâh" der, rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar. Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları "Bismillâh" der, sert taş ve toprağı deler, geçer. "Allah namına, Rahmân namına" der; herşey ona musahhar olur.
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ab-ı hayat : hayat suyu
acz : âcizlik, güçsüzlük
ahali : halk
Bismillâh : Allah'ın adıyla
bostan : sebze bahçesi
cebren : zorla
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
define : hazine
dergâh : makam, huzur
fakr : fakirlik, ihtiyaç hali
feyz : ihsan, bolluk, bereket
hâcât : ihtiyaçlar
hâdisât : olaylar
hadsiz : sınırsız
Hâkim-i Ezelî : egemenliği zaman öncesinden beri devam eden Allah
hazine-i rahmet : rahmet hazinesi
istinad etmek : dayanmak
Kadîr-i Rahîm : herşeye gücü yeten, sonsuz rahmet sahibi Allah
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kudret : güç, iktidar
lâtif : güzel, hoş
leziz : lezzetli
lisan-ı hâl : hal ve beden dili
makbul : kabul görmüş
Mâlik-i Ebedî : sahipliği sonsuza kadar süren Allah
matbaha-i kudret : Allah'ın kudret mutfağı
mevcudat : varlıklar
muhtelif : çeşitli
musahhar olmak : boyun eğmek
mübarek : bereketli, uğurlu
nam : ad
nazif : temiz
nâzik : zarif, ince, narin
nebat : bitki
nihayetsiz : sonsuz
pervâ : korku
Rahmân : yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran sonsuz rahmet sahibi Allah
rahmet : şefkat, merhamet
raptedip : bağlayıp
Rezzak : bütün varlıkların rızıklarını veren Allah
sahrâ : çöl
sevk etmek : göndermek, sürmek
seyyah : yolcu
şefaatçi : af için aracılık eden
taam : yiyecek
tabiyun : tabiatçılar, herşeyin tabiatın tesiriyle olduğunu savunanlar
tablacılık : tezgâhtarlık, sunuculuk
takdim etmek : sunmak
yakînen : kesin olarak
zerrecik : atom, en küçük madde parçası
Yükleniyor...