Block title
Block content
Asr vaktinde ki, o vakit hem güz mevsim-i hazinanesini ve ihtiyarlık halet-i mahzunânesini ve âhir zaman mevsim-i elîmânesini andırır ve hatırlattırır. Hem yevmî işlerin neticelenmesi zamanı, hem o günde mazhar olduğu sıhhat ve selâmet ve hayırlı hizmet gibi niam-ı İlâhiyenin bir yekûn-u azîm teşkil ettiği zamanı, hem o koca güneşin ufûle meyletmesi işaretiyle insan bir misafir memur ve herşey geçici, bîkarar olduğunu ilân etmek zamanıdır. Şimdi, ebediyeti isteyen ve ebed için halk olunan ve ihsana karşı perestiş eden ve firaktan müteellim olan ruh-u insan, kalkıp, abdest alıp, şu asr vaktinde ikindi namazını kılmak için Kadîm-i Bâkî ve Kayyûm-u Sermedînin dergâh-ı Samedâniyesine arz-ı münacat ederek, zevâlsiz ve nihayetsiz rahmetinin iltifatına iltica edip, hesapsız nimetlerine karşı şükür ve hamd ederek, izzet-i Rububiyetine karşı zelilâne rükûa gidip, sermediyet-i Ulûhiyetine karşı mahviyetkârâne secde ederek, hakikî bir teselli-i kalp, bir rahat-ı ruh bulup huzur-u kibriyâsında kemerbeste-i ubûdiyet olmak demek olan asr namazını kılmak ne kadar ulvî bir vazife, ne kadar münasip bir hizmet, ne kadar yerinde bir borc-u fıtrat eda etmek, belki gayet hoş bir saadet elde etmek olduğunu, insan olan anlar.

Mağrib vaktinde ki, o zaman hem kışın başlamasında yaz ve güz âleminin nazenin ve güzel mahlûkatının vedâ-yı hazinânesi içinde gurub etmesinin zamanını andırır. Hem insanın vefatıyla bütün sevdiklerinden bir firâk-ı elîmâne içinde ayrılıp kabre girmek zamanını hatırlatır. Hem dünyanın zelzele-i sekerat içinde vefatıyla, bütün sekenesi başka âlemlere göçmesi ve bu dar-ı imtihan lâmbasının söndürülmesi zamanını andırır, hatırlatır ve zevâlde gurub eden mahbuplara perestiş edenleri şiddetle ikaz eder bir vakittir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Sekizinci Söz / Sonraki Risale: Onuncu Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem : dünya
asr : ikindi
bîkarar : kararsız
borc-u fıtrat : yaratılış borcu
cemâl-i bâkî : kalıcı ve devamlı güzellik
dâr-ı imtihan : imtihan yeri
ebed/ebediyet : sonsuzluk
eda etmek : yerine getirmek
fıtraten : yaratılış itibarıyla
firak : ayrılık
firâk-ı elîmâne : acı ve üzüntü verici ayrılık
gurub etmek : batmak
halk olunma : yaratılma
hamd : şükür ve övgü
huzur-u kibriyâ : sonsuz büyüklük sahibi Allah’ın yüce huzuru
ihsan : iyilik, ikram, bağış
iltica : sığınma
iltifat : iyilik ve güzellikle muamele
mağrib : akşam
mazhar : sahip olma
meyletmek : yönelmek, yüz tutmak
münasip : uygun
müteellim : acı çeken
nazenin : ince, narin, nazik
niam-ı İlâhiye : Allah’ın verdiği nimetler
nihayetsiz : sonsuz
ruh-u beşer : insan ruhu
rûh-u insan : insan ruhu
rükû : namazda eğilmek
saadet : mutluluk
secde : namazda yere kapanmak
sekene : sakinler, oturanlar
selâmet : esenlik, güven
ufûl : batış
ulvî : yüce
yevmî : günlük
zelilâne : zayıflık içinde
zelzele-i sekerat : ölüm anındaki sarsıntı
zevâl : batış, koyboluş
zevâlsiz : yok olmayan
Yükleniyor...