Block title
Block content
Ve yine Risale-i Nur’daki bu imtiyazdan dolayıdır ki, bu mübarek İslâm milletinden milyonlarca bahtiyar kimseler, tercihan ve ziyade bir ihtiyaç duyarak, büyük bir iştiyak ve sevgiyle senelerce devam eden tazyikatlar içerisinde Risale-i Nur’u okumuşlardır.

Hem Risale-i Nur ihtiyaç zamanında telif edildiğinden Türkiye ve İslâm dünyası genişliğinde gelişmiş ve dünyayı alâkadar eden bir imtiyaza mazhar olduğunu gözlere göstermiştir...

Kıymetli kardeşlerim,

Said Nursî kırk sene evvel İstanbul’da iken, “Kim ne isterse sorsun” diye, hârikulâde bir ilânat yapmıştır. Bunun üzerine o zamanın meşhur âlim ve allâmeleri, Bediüzzaman’ın hücresine kafile kafile gidip, her nev’i ilimlere ve muhtelif mevzulara dair sordukları en müşkil, en muğlâk sualleri Bediüzzaman duraklamadan doğru olarak cevaplandırmıştır.

Böyle had ve hududu tayin edilmeyen, yani “şu veya bu ilimde veya mevzuda, kim ne isterse sorsun” diye bir kayıt konulmadan ilânat yapmak ve neticede daima muvaffak olmak, beşer tarihinde görülmemiş ve böyle ihâtalı ve yüksek bir ilme sahip böyle bir İslâm dâhisi, şimdiye kadar zuhur etmemiştir; Asr-ı Saadet müstesna...
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alakalı, ilgili
allâme : büyük âlim
beşer : insanlık
dâhi : son derece zeki; dehâ ve hikmet sahibi
had : sınır
hârikulâde : olağanüstü, şaşırtıcı derecede
hücre : oda
ihâtalı : kuşatıcı, kapsamlı
ilânat : ilânlar, duyurular
ilzam : susturma
imtiyaz : fark, ayrıcalık
İstanbul :
iştiyak : çok kuvvetli arzu ve istek
kafile : grup
kayıt : sınır
maksad : gaye, amaç
mazhar : erişme, sahip olma
mevzu : konu, bahis
muğlâk : zor anlaşılır
muhtelif : çeşitli
muvaffak : başarılı
mübarek : bereketli, uğurlu
münazara : tartışma
müstesna : dışında
müşkil : zor, güç
nev’ : tür, çeşit
tayin : belirleme, belirli kılma
tazyikat : baskılar, sıkışmalar
tecrübe : deneme
telâkki : anlama, kabul etme
telif : yazma, kaleme alma
tercihan : tercih olarak
ulema : âlimler
zemin : yer, ortam
ziyade : çok, fazla
zuhur : ortaya çıkma, görünme
Yükleniyor...