Block title
Block content
İslâmiyet düşmanları, bir taraftan tamamıyla yalan propagandalarına ve taarruzlarına devam ederken, diğer taraftan da Nur talebelerinin Üstadları ve Risale-i Nur hakkında istidatları nisbetinde, istifade ve istifâzelerinden doğan minnet ve şükranlarını ifade eden takdirkâr yazı ve sözlerden mürekkep, bir nevi müdafaalarını perdeler arkasından men etmeye çalışıyorlar. Bunun için, sâfdil gördükleri dostların dostlarına veya dostlara samimî görünerek “İfrata gidiyorsunuz” gibi, bir takım şeyler söylettiriyorlar. İşte, böyle sinsi, böyle dessas, böyle entrikalı, çeşitli iftiralarla bizi korkutmaya, yıldırmaya ve susturmaya çalışıyorlar.

Evet, acaba hiç akıl kârı mıdır ki, din düşmanları, iftira ve yalanlardan ibaret yaygaralarını yapsınlar da, bizler hakikatı izhar tarzıyla müdâfaa etmekte susalım? Acaba hiç mümkün müdür ki, İslâmiyet düşmanlığıyla, Üstad Bediüzzaman hakkında zâlimâne ve cebbarâne haksızlıkları irtikâb eden, o insafsız propagandacılar, yalanlarını savururken, biz, Üstad ve Risale-i Nur’un hakkaniyetini ilân ederek o acip yalanlarını akîm bırakmaya çalışmayalım?

Acaba eblehlik ve sâf-derunluk olmaz mı ki; Kur’ân ve imânın hunhar ve müstebid zâlim düşmanları, Kur’ân ve İslâmiyeti ve dini, Risale-i Nur’la küfr-ü mutlaka karşı müdafaa ve muhafaza hizmetini yapan Bediüzzaman aleyhtarlığında, mütemadiyen uydurmalarla seslerini yükseltsinler de, biz hak ve hakikati beyan ve ilân etmekte sükût edelim, susalım veya “biraz susun” gibi birşeyle, paravanalar, perdeler arkasında icra-i faaliyet yapan o gizli dinsizlere bir nevi yardım etmiş veya desteklemiş olalım?

Asla ve kellâ, kat’a ve asla susmayacağız! Ve hem susturamayacaklardır. Durmayacağız ve hem durduramayacaklardır. Bu can, bu kafesten çıkıncaya kadar, bu ruh, bu cesetten ayrılıncaya kadar, bu nefes, bu bedenden gidinceye kadar, Risale-i Nur’u okuyacağız, neşredeceğiz. Risale-i Nur’un mahz-ı hakikat ve ayn-ı hak olduğunu ve Bediüzzaman Said Nursî’nin, yapılan ithamlardan tamamıyla münezzeh ve müberra olduğunu, iftiracı ve tertipçi, hunhar din düşmanlarına mukabil, izhar ve ilân edeceğiz...
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

akîm : sonuçsız, verimsiz bırakma
asla ve kellâ : asla ve asla, kesinlikle öyle değil
ayn-ı hak : hakkın, doğrunun ta kendisi
beyan : açıklama
cebbarâne : zorbaca
dâhi : son derece zeki; dehâ ve hikmet sahibi
dessas : hileci, aldatıcı
eblehlik : ahmaklık, aptallık
emsâlsiz : benzersiz
entrika : dalavere, dolap çevirme
esâret : esirlik
feylesof : filozof, felsefeci
hak : doğru
hakkaniyet : doğruluk, gerçeklik
hâlis : içten, katıksız, samimi
hunhar : zâlim, kan dökücü
icra-i faaliyet : faaliyette bulunma
ifrat : aşırılık
insafsız : vicdansız
irtikâp etmek : yapmak, işlemek
istibdâd : baskı, diktatörlük
itham : suçlama
izhar : açığa çıkarma, gösterme
kabil-i kıyas : kıyaslanabilir olma
kat’a : kesinlikle
küfr-ü mutlak : kesin ve tam bir inkâr
mahz-ı hakikat : gerçeğin ta kendisi
men etme : yasaklama
mevki : yer, konum
misilsiz : benzersiz
muhafaza : koruma
mukabil : karşı
müberrâ : uzak, yüce
müdafaa : savunma
müellif : yazar
münezzeh : arınmış, temiz
müstebid : zor kullanan, despot
mütemadiyen : sürekli olarak
nazîrsiz : benzersiz, eşsiz
nevi : çeşit, tür
sâf-derunluk : kolay aldanma, saflık
safdil : saf kalbli, kolay aldanan
suret : şekil, biçim
sükût : sessiz kalma, susma
tahtında : altında
tefsir : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap
zâlimâne : zâlimce
Yükleniyor...