Block title
Block content
Dallar, semerâtı, rahmet namına takdim ediyor

Şecere-i hilkatin dalları her tarafta semerât-ı niamı zîruhun ellerine zâhiren uzatıyor. Hakikatte bir yed-i rahmet, bir dest-i kudrettir ki, o semerâtı, o dalları içinde sizlere uzatıyor. O yed-i rahmeti, siz de şükr ile öpünüz. O dest-i kudreti de minnetle takdis ediniz.
• • •

Fâtiha’nın âhirinde işaret olunan üç yolun beyanı 1

Ey birader-i pür-emel! Hayalini ele al, benimle beraber gel. İşte bir zemindeyiz. Etrafına bakarız; kimse de görmez bizi. Çadır direkleri hükmünde yüksek dağlar üstünde, karanlıklı bir bulut tabakası atılmış. Hem o dahi kaplatmış zeminimizin yüzü, müncemid bir sakf olmuş. Fakat altı, yüzü açıkmış; o yüz güneş görürmüş. İşte bulut altındayız; sıkıyor zulmet bizi.

Sıkıntı da boğuyor; havasızlık öldürür. Şimdi bize üç yol var, bir âlem-i ziyadar. Bir kere seyrettimdi bu zemin-i mecâzî. Evet bir kere buraya da gelmişim, üçünde ayrı ayrı gitmişim. Birinci yolu budur: Ekseri burdan gider. O da devr-i âlemdir, seyahate çeker bizi. İşte biz de yoldayız, böyle yayan gideriz. Bak şu sahrânın kum deryalarına, nasıl hiddet saçıyor, tehdit ediyor bizi.

Bak şu deryanın dağvâri emvâcına: O da bize kızıyor. İşte elhamdü lillâh, öteki yüze çıktık. Görürüz güneş yüzü. Fakat çektiğimiz zahmeti ancak da biz biliriz. Of, tekrar buraya döndük; şu zemin-i vahşetzar, bulut damı zulmettar. Bize lâzım, revnaktar eder kalbdeki gözü bir âlem-i ziyadar. Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber bu yolu pür-hatarkâr.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tâbi olan sâlih kullarının yoluna ilet—gazabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil” Fâtiha Sûresi, 1:6-7.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Konferans
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
âlem-i ziyadar : ışıklı âlem
beyan : açıklama
birader-i pür-emel : çokça emelleri arzu ve istekleri olan kardeş
dağvâri : dağ gibi
derya : deniz
dest-i kudret : Allah’ın kudret eli
devr-i âlem : dünya seyahati, gezisi
ekser : çoğunluk
elhamdü lillâh : Allah’a hamd olsun
emvâc : dalgalar
fevkalâde : olağanüstü
hakikat : gerçek
minnet : şükran duyma, yapılan bir iyiliğe karşı teşekkür etme
müncemid : donmuş, katılaşmış
nam : ad
pür-hatarkâr : tehlikelerle dolu, çok tehlikeli
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet
revnaktar : süslü, hoş, güzel
sahrâ : çöl
sakf : tavan
semerât : meyveler
semerât-ı niam : nimet meyveleri
şecere-i hilkat : yaratılış ağacı
şükür : verdiği nimetlerden dolayı Allah’a teşekkürlerini sunma
takdim : sunma
takdis : Allah’ın her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce olduğunu ilân etme
yed-i rahmet : Allah’ın rahmet eli
zâhiren : görünüşte
zemin : yer
zemin-i mecâzî : gerçekte olmayan, hayalî yer
zemin-i vahşetzar : yabanî, ıssız yer
zîruh : ruh sahibi
zulmet : karanlık
zulmettar : karanlıklı
Yükleniyor...