Block title
Block content
Suret-i hizmetinde, hevâ heves yerine hüdâ-yı hidayettir. O hüdânın şe’nidir insana lâyık tarzda terakki ve refahet,

Ruha lâzım surette tenevvür ve tekâmül. Kitlelerin içinde cihetül-vahdeti de: Tard eder unsuriyet, hem de menfi milliyet.

Hem onların yerine rabıta-i dinîdir, nisbet-i vatanîdir, alâka-i sınıfîdir uhuvvet-i îmânî. Şu rabıtanın şe’nidir samimî bir uhuvvet,

Umumî bir selâmet. Hariç etse tecavüz, o da eder tedafü. İşte şimdi anladın, sırrı nedir ki küsmüş, almadı medeniyet.

Şimdiye kadar İslâmlar ihtiyarla girmemiş. Şu medeniyet-i hazıra onlara yaramamış. Hem de onlara vurmuş müthiş kayd-ı esaret.

Belki nev-i beşere tiryak iken zehir olmuş. Yüzde seksenini atmış meşakkat ve şekavet. Yüzde onu çıkarmış muzahraf bir saadet.

Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat. Zalim ekallin olmuş gelen ribh-i ticaret. Lâkin saadet odur: Külle ola saadet.

Lâakal ekseriyete olsa medar-ı necat. Nev-i beşere rahmet nâzil olan şu Kur’ân, ancak kabul ediyor bir tarz-ı medeniyet:

Umuma, ya eksere verirse bir saadet. Şimdiki tarz-ı hazır, heves serbest olmuştur, hevâ da hür olmuştur. Hayvânî bir hürriyet.

Heves tahakküm eder. Hevâ da müstebittir. Gayr-ı zarurî hâcâtı havâic-i zarurî hükmüne geçirmiştir. İzale etti rahat.

Bedâvette bir adam dört şeye muhtaç iken, medeniyet yüz şeye muhtaç fakir etmiştir. Sa’y-i helâl, masrafa etmemiştir kifayet.

Onda hile, harama beşeri sevk etmiştir. Ahlâkın esasını şu noktadan bozmuştur. Cemaate, hem nev’e vermiştir servet, haşmet.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Konferans
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâka-i sınıfî : sınıf bağı
bedâvet : göçebelik dönemi
beyne beyne : ne iyi ne kötü, ikisinin arasında
bîrahat : rahatsız
cihetül-vahdet : birlik ciheti, yönü
ekall : azınlık
ekseriyet : çoğunluk
gayr-ı zarurî : zorunlu olmayan
hâcât : ihtiyaçlar
haşmet : görkem, ihtişam
havâic-i zarurî : zorunlu ihtiyaçlar
hayvânî : hayvansal
hevâ : nefsin arzu ve istekleri
heves : nefsin hoşuna giden gelip geçici istek ve arzular
hüdâ-yı hidayet : hak ve doğru yola iletme
ihtiyar : irade, tercih, seçme gücü
izale etmek : gidermek, ortadan kaldırmak
kayd-ı esaret : esaret zinciri, bağı
kifayet etme : yeterli olma
lâakal : en az
medar-ı necat : kurtuluş sebebi
medeniyet-i hazıra : şimdiki medeniyet
muzahraf : sahte yaldızlı, yalancı süslü olan
müstebit : istibdatçı, diktatör
nâzil olmak : inmek
nev-i beşer : insanlık
nisbet-i vatanî : vatan bağı
rabıta : bağ
rabıta-i dinî : din bağı
rahmet : şefkat, merhamet
refahet : bolluk
ribh-i ticaret : ticârî gelir, kâr
sa’y-i helâl : helâl çalışma, kazanç
saadet : mutluluk
selâmet : güven, esenlik
suret : şekil, biçim
suret-i hizmet : hizmet şekli
şe’n : özellik, belirleyici nitelik
şekavet : mutsuzluk, sıkıntı
tahakküm : baskı, zorbalık
tard etmek : kovmak
tarz-ı hazır : bugünkü şekil, işleyiş
tarz-ı medeniyet : medeniyet şekli
tecavüz : saldırma
tedafü : müdafaa, savunma
tekâmül : olgunlaşma, mükemmelleşme
tenevvür : aydınlanma, nurlanma
terakki : ilerleme, yükselme
tiryak : derman, ilaç
uhuvvet : kardeşlik
uhuvvet-i îmânî : iman kardeşliği
umum : genel, herkes
unsuriyet : ırkçılık
Yükleniyor...