Block title
Block content
Beş vakit namaz için yalnız o saati, bizden yine bizim için emretti, hem istedi. Tembellikle terk ettik, gafletle ihmal oldu. Şöyle de ceza gördük: Beş senede, yirmi dört saatte daima tâlim ve meşakkatle tahrik ve koşturmakla bir nevi namaz kıldırdı.

Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi. Nefsimize acıdık. Keffâreten beş sene cebren oruç tutturdu.

Kendi verdiği maldan, kırkından ya onundan birini zekât istedi. Buhl ile hem zulmettik, haramı karıştırdık, ihtiyarla vermedikti. O da bizden aldırdı müterâkim zekâtı. Haramdan da kurtardı. Amel, cins-i cezadır. Ceza, cins-i ameldir.

Salih amel ikiydi: Biri müsbet ve ihtiyarî; biri menfi, ıztırarî. Bütün âlâm, mesâib, a’mâl-i salihadır; lâkin menfidir, ıztırarî. Hadis teselli verdi.

Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı, fiilî bir tevbe etti. Mükâfât-ı âcili: Şu milletin humsu dört milyonu çıkardı, derece-i velâyet, mertebe-i şehadet ile gazilik verdi, günahı sildi. Bu meclis-i âlî-i misalî bu sözü tahsin etti.

Ben de birden uyandım, belki yakaza ile yeni yattım. Bence yakaza rüyadır. Rüya bir nevi yakazadır. Orada asrın vekili, burada Said Nursî.
• • •

Cehil, mecazı eline alsa hakikat yapar

İlmin elinden eğer cehlin eline düşse mecaz, eder inkılâp hakikate. Hem açar hurâfâta kapılar.

Küçüklüğümde gördüm ki, hasf olmuştu kamer. Sordum ben validemden. Dedi: “Yılan yutmuştur.” Dedim: “Neden görünür?”

Dedi: “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz hakikat zannedilmiş. Medar-ı şems ve kamer tekatu noktaları olan re’s ve zenebde arzın haylûletiyle, bir emr-i İlâhiyle münhasif olur kamer.

İki kavs-ı mevhûme tinnîneyn yad edilmiş, hayalî bir teşbihle isim müsemmâ olmuş. Tinnîn ise yılandır.
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Konferans
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

a’mâl-i saliha : dinin emir ve yasaklarına uygun davranışlar
âlâm : elemler, acılar
amel : davranış, iş
arz : dünya
buhl : cimrilik
cebren : zorla
cehil : cahillik, bilgisizlik
cins-i amel : amelin cinsi, türü
cins-i ceza : cezanın cinsi, türü
derece-i velâyet : velîlik derecesi
emr-i İlâhî : Allah’ın emri
gaflet : umursamazlık, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma
hadis : Peygamberimize ait söz, emir veya davranış
hakikat : doğru, gerçek
hasf : ay tutulması
haylûlet : araya girme
hums : beşte bir
hurâfât : hurafeler, boş ve bâtıl inançlar
ıztırarî : zorunlu olarak, çaresizce
ihtiyar : irade, tercih, istek
ihtiyarî : isteğe bağlı, iradeyle yapılan
inkılâp : değişim, dönüşüm
kamer : ay
keffâret : günahın bağışlanmasına vesile olan şey
lâkin : fakat, ama
mecaz : gerçek anlamı dışında başka bir mânâyı anlatan söz
meclis-i âlî-i misalî : rüyada şekillenen yüce meclis
medar-ı şems ve kamer : güneşin ve ayın yörüngesi
menfi : olumsuz, negatif
mertebe-i şehadet : şehitlik mertebesi
mesâib : musibetler, belâlar
meşakkat : güçlük, sıkıntı
millet-i günahkâr : günahkâr millet
mükâfât-ı âcil : peşin mükâfat
münhasif olma : tutulma; ay tutulması
müsbet : olumlu, pozitif
müterâkim : birikmiş, yığılmış
nefis : kişinin kendisi
nevi : tür, çeşit
nim-şeffaf : yarı şeffaf, yarı saydam
re’s ve zeneb : baş ve kuyruk
salih : dinin emir ve yasaklarına uygun
tahrik : harekete geçirme
tahsin etmek : güzel bulmak
tâlim : eğitim
tekatu : kesişme
yakaza : uyanıklık hali
Yükleniyor...