Block title
Block content
Hamisen: Mistar-ı kader üstünde kalem-i kudretiyle yazılan mektubât-ı Rabbâniyeyi mütalâa makamında tefekkür ve istihsan vazifesine başladılar.

Sadisen: Eşyanın yaratılışında ve masnuatın san’atındaki lâtif incelik ve nazenin güzellikleri temâşâ ile tenzih makamında, Fâtır-ı Zülcelâl, Sâni-i Zülcemâllerine muhabbet ve iştiyak vazifesine girdiler.

Demek, kâinata ve âsâra bakıp, gaibâne muamele-i ubûdiyetle mezkûr makamatta mezkûr vezâifi eda ettikten sonra, Sâni-i Hakîmin dahi muamelesine ve ef’âline bakmak derecesine çıktılar ki, hazırâne bir muamele suretinde evvelâ Hâlık-ı Zülcelâlin kendi san’atının mucizeleriyle kendini zîşuura tanıttırmasına karşı hayret içinde bir marifet ile mukabele ederek سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْناَكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ1 dediler. “Senin tarif edicilerin, bütün masnuatındaki mucizelerindir.” Sonra, o Rahmân’ın, kendi rahmetinin güzel meyveleriyle kendini sevdirmesine karşı, muhabbet ve aşk ile mukabele edip اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ 2 dediler. Sonra, o Mün’im-i Hakikînin, tatlı nimetleriyle terahhum ve şefkatini göstermesine karşı, şükür ve hamd ile mukabele ettiler, dediler: سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ 3 “Senin hak şükrünü nasıl eda edebiliriz? Sen öyle şükre lâyık bir meşkûrsun ki, bütün kâinata serilmiş bütün ihsânâtın açık lisan-ı hâlleri, şükür ve senânızı okuyorlar.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ey Rabbimiz! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Seni hakkıyla tanıyamadık.” El-Münâvî, Feyzu’l-Kadîr 2:410; Mer’î b. Yûsuf; Ekâvîlü’s-Sikât s. 45.
2 : “Yalnız Sana ibadet eder ve yalnız Senden yardım dileriz.” Fâtiha Sûresi, 1:5.
3 : Bu ifade pekçok hadiste geçmektedir: Müslim, salât 218; Ebû Dâvûd, edeb 98; Nesâî, iftitâh 17; Müsned 6:77,151.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Onuncu Söz / Sonraki Risale: On İkinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âsâr : eserler
eda etmek : yerine getirmek
ef’âl : fiiller, işler
eşya : varlıklar
evvelâ : ilk olarak
gaibâne : yüzyüze olmadan, gaybî olarak
hak : doğru, gerçek
hamd : övgü ve teşekkür
hamisen : beşinci olarak
hazırâne muamele : yüz yüze, karşılıklı muamele
ihsânât : ihsanlar, ikramlar, bağışlar
istihsan : beğenme, güzel bulma
iştiyak : şiddetli arzu ve istek
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kalem-i kudret : varlıkların ve olayların düzenli olarak vücuda gelişinde bir kalem gibi eserini gösteren İlâhî güç
lâtif : ince, güzel
lisan-ı hâl : hal ve beden dili
makamat : makamlar, yerler
marifet : Allah’ı bilme ve tanıma
masnuat : san’at eseri varlıklar
meşkûr : kendisine şükredilen
mezkûr : sözü geçen
mistar-ı kader : kader şablonu
mu’cize : bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey
muamele-i ubûdiyet : kulluğa ait davranışlar
muhabbet : sevgi
mukabele etmek : karşılık vermek
Mün’im-i Hakikî : gerçek nimet verici olan Allah
mütalâa : inceleme
nazenin : pek ince ve değerli
Rahmân : rahmet ve şefkati sınırsız olan Allah
rahmet : şefkat, merhamet
sadisen : altıncı olarak
tarif edici : tanıtıcı
tefekkür : düşünme
temâşâ : seyretme
tenzih : eksik ve çirkinliklerden arınmış tutma
terahhum : şefkat ve merhamet gösterme
vezâif : görevler
zîşuur : şuurlu, bilinçli
Yükleniyor...