Block title
Block content
Demek oluyor ki, beyanat-ı Kur’âniye, beşerin ilm-i cüz’îsine, bâhusus bir ümmînin ilmine müstenid olamaz. Belki bir ilm-i muhîte istinad ediyor; ve cemî eşyayı birden görebilir, ezel-ebed ortasında bütün hakaikı bir anda müşahede eder bir Zâtın kelâmıdır.

اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِۤى اَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا 1

bu hakikate işaret eder.

اَللّٰهُمَّ يَا مُنَزِّلَ الْقُرْاٰنِ بِحَقِّ الْقُرْاٰنِ وَبِحَقِّ مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ نَوِّرْ قُلُوبَنَا وَقُبوُرَنَا بِنُورِ اْلاِيمَانِ وَالْقُرْاٰنِ اٰمِينَ يَا مُسْتَعَانُ 2

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Hamd o Allah’a mahsustur ki, kuluna kitabı indirmiş ve o kitapta hiçbir tezat ve eğriliğe yer vermemiştir.” Kehf Sûresi, 18:1.
2 : Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Söz / Sonraki Risale: On Dördüncü Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bâhusus : özellikle
beyanat-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın açıklamaları
burhan-ı kàtı’ : kesin delil
cemî : bütün
cerh edilmez : çürütülmez
ebed : sonu olmayan, sonsuzluk
eşya : şeyler, varlıklar
ezel : başlangıcı olmayan, sonsuzluk
hakaik : hakikatler, gerçekler
hakikat : gerçek, doğru
hüsn-ü tenasüp : güzel bir uygunluk
ilm-i cüz’î : az ve sınırlı ilim
ilm-i muhît : herşeyi ihata edici, kuşatıcı ilim
istinad : dayanma
kemâl-i intizam ve muvazenet : mükemmel düzen ve denge
müstenid : dayanan
müşahede etme : görme
resanet : sağlamlık
şahid-i âdil : adaletli ve doğruları söyleyen şahit
ümmî : okuma yazma bilmeyen
Yükleniyor...