Block title
Block content
Bütün ehl-i keşif ve hakikat ve daire-i melekûtta cevelân eden bütün ashab-ı irfan ve hikmet, o beyanat-ı Furkaniyeye karşı “Sübhanallah” deyip, “Ne kadar doğru, ne kadar mutabık, ne kadar güzel, ne kadar lâyık!” diyerek tasdik ediyorlar.

Meselâ, bütün daire-i imkân ve daire-i vücuba bakan hem o iki şecere-i azîmenin birtek dalı hükmünde olan imanın erkân-ı sittesi ve o erkânın bütün dal ve budakları, ta en ince meyve ve çiçekler aralarında o kadar bir tenasüp gözetilerek tasvir eder ve o derece bir muvazenet suretinde tarif eder ve o mertebe bir tenasüp tarzında izhar eder ki, akl-ı beşer idrakinden âciz ve hüsnüne hayran kalır.

Ve o iman dalının bir budağı hükmünde olan İslâmiyetin erkân-ı hamsesi aralarında ve o erkânın ta en ince teferruatı ve en küçük âdâbı ve en uzak gayâtı ve en derin hikemiyâtı ve en cüz’î semerâtına varıncaya kadar, aralarında hüsn-ü tenasüp ve kemâl-i münasebet ve tam bir muvazenet muhafaza edildiğine delil: O Kur’ân-ı cami’in nusus ve vücuhundan ve işarat ve rümuzundan çıkan Şeriat-ı Kübrâ-yı İslâmiyenin kemâl-i intizamı ve muvazeneti ve hüsn-ü tenasübü ve resaneti, cerh edilmez bir şahid-i âdil, şüphe getirmez bir burhan-ı kàtı’dır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Gökler Onun kudret elinde dürülmüştür.” Zümer Sûresi, 39:67. “Gökleri ve yeri altı günde yaratan Odur.” Hûd Sûresi, 11:7. “Güneşi ve ayı da emrine boyun eğdirdi.” Ra’d Sûresi, 13:2.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On İkinci Söz / Sonraki Risale: On Dördüncü Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âdâb : davranış kuralları
ashab-ı irfan ve hikmet : ilim ve hikmet sahibi kimseler
cevelân eden : dolaşan, gezen
daire-i imkân : bir şeyin var veya yok olabilme ihtimallerini içine alan daire, kâinat
daire-i melekût : varlıkların iç yüzüyle alakalı görünmeyen daire
daire-i vücub : hiç değişikliğe uğramayan, varlığı zorunlu ve vasıflarının zıddı düşünülemeyen ilâhlık dairesi
erkân-ı hamse : beş esas, şart
erkân-ı sitte : altı esas, şart
gayat : gayeler, amaçlar
hakaik-ı esmâ ve sıfât ve şuûn ve ef’âl : Cenâb-ı Allah’ın isim, sıfat, iş ve fiillerinin hakikatleri hakikat-i nuraniye
hikemiyât : hikmetli söz ve düşünceler
hudut : sınır, uç
hüsn : güzellik
hüsn-ü tenasüp : güzel bir uygunluk
idrak : anlayış, kavrayış
işarat : işaretler, deliller
izhar etmek : göstermek
kemâl-i münasebet : mükemmel bir uygunluk
Kur’ân-ı cami’ : herşeyi içinde bulunduran Kur’ân-ı Kerim
mutabık : uygun
nusus : nasslar, açık hükümler
rümuz : remizler, işaretler
semerât : meyveler, neticeler
Sübhanallah : “Allah her türlü eksiklikten sonsuz derecede yücedir”
şecere-i azîme : çok büyük ağaç
Şeriat-ı Kübrâ-yı İslâmiye : İslâmın büyük ve yüce kanunları
tasdik etmek : doğrulamak, onaylamak
tasvir : anlatma, ifade etme
tenasüp : uygunluk
tevahhuş : korkmak, ürkmek
vücuh : vecihler, yönler
Yükleniyor...