Block title
Block content
İşte, hava unsuru yalnız nakl-i asvat vazifesinde mezkûr cilve-i vahdâniyeti ve mezkûr acaibi gösterdiği ve dalâletin hadsiz muhaliyetini izhar ettiği gibi; unsur-u havanın sair ehemmiyetli vazifelerinden biri de elektrik, câzibe, dâfia, ziya gibi sair letâifin naklinde şaşırmadan, muntazaman, asvat naklindeki vazifeyi gördüğü aynı zamanda bu vazifeleri dahi gördüğü aynı zamanında, bütün nebatat ve hayvanata teneffüs ve telkih gibi hayata lüzumu bulunan levazımatı kemâl-i intizamla yetiştiriyor. Emir ve irade-i İlâhiyenin bir arşı olduğunu kat’î bir surette ispat ediyor. Ve serseri tesadüf ve kör kuvvet ve sağır tabiat ve karışık, hedefsiz esbab ve âciz, câmid, cahil maddeler bu sahife-i havaiyenin kitabetine ve vazifelerine karışması hiçbir cihetle ihtimal ve imkânı bulunmadığını aynelyakin derecesinde ispat ettiğini kat’î kanaat getirdim. Ve herbir zerre ve herbir parça lisan-ı hâl ile لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ 1 ve قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ 2 dediklerini bildim. Ve bu (هُوَ) “Hüve” anahtarıyla havanın maddî cihetindeki bu acaibi gördüğüm gibi, hava unsuru da bir (هُو) “Hû” olarak âlem-i misal ve âlem-i mânâya bir anahtar oldu.

Gördüm ki, âlem-i misal, nihayetsiz fotoğraflar ve herbir fotoğraf, hadsiz hâdisât-ı dünyeviyeyi aynı zamanda hiç karıştırmayarak alıyor. Binler dünya kadar büyük ve geniş bir sinema-i uhreviye ve fâniyâtın fâni ve zâil hallerini ve vaziyetlerini ve geçici hayatlarının meyvelerini sermedî temâşâgâhlarda ve Cennette saadet-i ebediye ashablarına da dünya maceralarını ve eski hâtıratlarını levhalarıyla gözlerine göstermek için pek büyük bir fotoğraf makinası olarak bildim.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ondan başka hiçbir ilâh yoktur.” Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmran Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22.
2 : “De ki: O Allah birdir.” İhlâs Sûresi, 112:1.
Önceki Risale: İkinci Makam
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz, zayıf
âlem-i mânâ : mânâ âlemi, mânen anlaşılan ve bilinen âlem
âlem-i tagayyür : değişken âlem
asvat : sesler
aynelyakin : gözle görerek kesin bilgi edinme
câmid : cansız
cihet : yön, taraf
cilve-i vahdâniyet : Cenab-ı Allah’ın birlik görüntüsü
dâfia : itme gücü
dalâlet : hak yoldan sapkınlık, inançsızlık
emir ve irade-i İlâhiyenin arşı : Allah’ın emir ve iradesinin tahtı
fâniyat : fâni, geçici şeyler
hâdisât-ı dünyeviye : dünyaya ait olaylar
hadsiz : sınırsız
hayvanat : hayvanlar
Hüve : O, Allah
izhar etmek : göstermek
kat’î : kesin
kemâl-i intizam : tam ve mükemmel düzen
kitabet : yazım
letâif : maddi olmayan, çok ince şeyler
levazımat : gerekli şeyler
lisan-ı hâl : hal ve beden dili
mezkûr : sözü geçen
muhaliyet : imkansızlık
muntazaman : düzenli olarak
mütebeddil : değişken
nakl-i asvat : seslerin nakli, iletimi
nebatat : bitkiler
nihayetsiz : sınırsız, sonsuz
sahife-i havaiye : hava sahifesi
sair : diğer
sermedî : sürekli, kalıcı
sinema-i uhreviye : âhirete ait sinema
suret : şekil
şuûnat : işler, fiiller ve tasarruflar
tabiat : doğa, canlı cansız varlıklar, maddî âlem
telkih : aşılama
temâşâgâh : seyir yeri
teneffüs : soluklanma, nefes alma
unsur-u hava : hava maddesi
zâil : yok olup gidici, geçici
zerre : atom, en küçük madde parçası
ziya : ışık
Yükleniyor...