Block title
Block content
Beşincisi: Kur’ân’ı dinleyen insana, Kur’ân’daki ilm-i hakikati ve nur-u hakikatle dünyanın mahiyetini bildirmekliğiyle, dünyaya aşk ve alâka pek mânâsız olduğunu anlatmaktır. 1 Yani, insana der ve ispat eder ki:

“Dünya bir kitab-ı Samedânîdir. Huruf ve kelimâtı nefislerine değil, belki başkasının Zât ve sıfât ve esmâsına delâlet ediyorlar. Öyle ise mânâsını bil, al; nukuşunu bırak, git.

“Hem bir mezraadır. 2 Ek ve mahsulünü al, muhafaza et; muzahrafatını at, ehemmiyet verme.

“Hem birbiri arkasında daim gelen, geçen âyineler mecmuasıdır. Öyle ise onlarda tecellî edeni bil, envârını gör ve onlarda tezahür eden esmânın tecelliyâtını anla ve Müsemmâlarını sev; ve zevâle ve kırılmaya mahkûm olan o cam parçalarından alâkanı kes.

“Hem seyyar bir ticaretgâhtır. Öyle ise alışverişini yap, gel; ve senden kaçan ve sana iltifat etmeyen kafilelerin arkalarından beyhude koşma, yorulma.

“Hem muvakkat bir seyrangâhtır. Öyle ise nazar-ı ibretle bak ve zahirî, çirkin yüzüne değil, belki Cemîl-i Bâkîye bakan gizli, güzel yüzüne dikkat et, hoş ve faideli bir tenezzüh yap, dön; ve o güzel manzaraları irâe eden ve güzelleri gösteren perdelerin kapanmasıyla, akılsız çocuk gibi ağlama, merak etme.

“Hem bir misafirhanedir. Öyle ise, onu yapan Mihmandar-ı Kerîmin izni dairesinde ye, iç, şükret. Kanunu dairesinde işle, hareket et. Sonra arkana bakma, çık, git. Herzekârâne, fuzulî bir surette karışma. Senden ayrılan ve sana ait olmayan şeylerle mânâsız uğraşma ve geçici işlerine bağlanıp boğulma” gibi zahir hakikatlerle, dünyanın iç yüzündeki esrarı gösterip dünyadan mufarakati gayet hafifleştirir, belki hüşyar olanlara sevdirir ve rahmetinin herşeyde ve her şe’ninde bir izi bulunduğunu gösterir.

İşte Kur’ân şu beş veche işaret ettiği gibi, başka hususî vecihlere dahi âyât-ı Kur’âniye işaret ediyor. Veyl o kimseye ki, şu beş vecihten bir hissesi olmaya.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Nisâ Sûresi, 4:94, 134; Yûnus Sûresi, 10:24; Kehf Sûresi, 18:45-46; Tâhâ Sûresi, 20:131.
2 : bk. el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn 4:19; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-Hasene s. 497.
Önceki Risale: On Altıncı Söz / Sonraki Risale: On Sekizinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âyât-ı Kur’âniye : Kur’ân-ı Kerimin âyetleri
âyine : ayna
beyhude : boşuna
Cemîl-i Bâkî : sınırsız güzellik sahibi ve varlığı devamlı ve sonsuz olan Allah
delâlet : işaret
envâr : nurlar
esmâ : isimler
esrar : sırlar, gizli gerçekler
fuzulî : lüzumsuz
hakikat : gerçek, doğru
herzekârâne : saçmalayarak
huruf : harfler
hüşyar : uyanık
ilm-i hakikat : hakikat ilmi
irâe eden : gösteren
kafile : topluluk
kelimât : kelimeler
kitab-ı Samedâniye : herşey Kendisine muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın kitabı
mahiyet : nitelik, özellik, iç yüz
mahsul : ürün
mecmua : topluluk
mezraa : tarla
Mihmandar-ı Kerîm : ikramı bol ve çok cömert olan misafir sahibi, Allah
mufarakat : ayrılık
muvakkat : geçici
muzahrafat : atıklar
Müsemmâ : en güzel isimlerin sahibi olan Allah
nazar-ı ibret : ibretle bakış
nefis : kendisi
nukuş : nakışlar
nur-u hakikat : hakikat nuru
rahmet : şefkat, merhamet
seyrangâh : gezinti yeri
seyyar : hareketli, gezici
sıfât : vasıf, özellik
şe’n : durum, hal
tecellî : yansıma, görünüm
tecelliyât : yansımalar
tenezzüh : gezinti
tezahür : görünme, belirme
ticaretgâh : alışveriş yeri
vecih : yön
veyl : yazık
zahir : görünen
zahirî : görünürdeki
zevâl : sona erme
Yükleniyor...