Block title
Block content
On Yedinci Sözün İkinci Makamı
HAŞİYE

Bırak biçare feryadı, belâdan gel, tevekkül kıl.
Zira feryat belâ-ender, hatâ-ender belâdır, bil.

Belâ vereni buldunsa, atâ-ender, safâ-ender belâdır, bil.
Bırak feryadı, şükür kıl manend-i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.

Ger bulmazsan, bütün dünya cefâ-ender, fenâ-ender hebâdır, bil.
Cihan dolusu belâ başında varken, ne bağırırsın küçük bir belâdan? Gel, tevekkül kıl.

Tevekkülle belâ yüzünde gül, ta o da gülsün.
O güldükçe küçülür, eder tebeddül.

Bil, ey hodgâm! Bu dünyada saadet, terk-i dünyada.
Hüdâbin isen, O kâfidir, bıraksan da bütün eşya lehinde.

Ger hodbin isen helâkettir, ne yaparsan bütün eşya aleyhinde.
Demek terki gerektir her iki halde bu dünyada.

Terki demek: Hüdâ mülkü, Onun izni, Onun namıyla bakmakta.
Ticaret istiyorsan ger, şu fâni ömrünü bâkiye tebdilde.

Eğer nefsine talipsen, çürüktür, hem temelsiz de.
Eğer âfâkı istersen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç, iyi mallar dizilmiş arkasında.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Bu İkinci Makamdaki parçalar şiire benzer, fakat şiir değiller. Kasdî nazmedilmemişler; belki hakikatlerin kemâl-i intizamı cihetinde bir derece manzum suretini almışlar.
| Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âfâk : kişiyi ilgilendirmeyen dışarıdaki şeyler
atâ-ender : lütuf ve bağış içinde
bâki : sonsuz, devamlı
belâ-ender : belâ içinde
biçare : çaresiz
cefâ-ender : cefa ve sıkıntı içinde
cihan : dünya
demâ : her zaman
eşya : şeyler, varlıklar
fâni : gelip geçici, ölümlü
fenâ : gelip geçicilik
fenâ-ender : fena içinde
ger : eğer
hakikat : gerçek, doğru
hatâ-ender : hatâ içinde
hebâ : boş, faydasız
helâket : yok oluş
hodbin : kendini beğenen, kibirli
hodgâm : kendini düşünen
Hüdâ : Allah
hüdâbin : Cenab-ı Hakkı tanıyan
kasdî : isteyerek
kemâl-i intizam : tam ve mükemmel düzenlilik
manend-i belâbil : bülbüller gibi
manzum : şiir şeklinde, vezinli
nam : ad
nazmedilmek : şiir şeklinde yazılmak
nefis : can, hayat; kişinin kendisi
saadet : mutluluk
sefâ-ender : gönül hoşluğu içinde
tebdil : değiştirme
tebeddül : başkalaşma, değişme
terk-i dünya : dünyayı terketme
tevekkül : Allah’a dayanma ve güvenme
Yükleniyor...