Block title
Block content
Bir vakit Barla’da, Çam Dağında, yüksek bir mevkide, gecede semanın yüzüne baktım. Gelecek fıkralar birden hutur etti. Yıldızların lisan-ı hâl ile konuşmalarını hayalen işittim gibi bu yazıldı. Nazım ve şiir bilmediğim için, şiir kaidesine girmedi. Tahattur olduğu gibi yazılmış. Dördüncü Mektup ile Otuz İkinci Sözün Birinci Mevkıfının âhirinden alınmıştır.

Yıldızları konuşturan bir yıldızname

Dinle de yıldızları, şu hutbe-i şirinine,
Nâme-i nurîn-i hikmet bak ne takrir eylemiş.

Hep beraber nutka gelmiş, hak lisanıyla derler:

“Bir Kadîr-i Zülcelâlin haşmet-i sultanına,

Birer burhan-ı nurefşânız vücud-u Sânia,
Hem vahdete, hem kudrete şahitleriz biz.

Şu zeminin yüzünü yaldızlayan
Nazenin mu’cizâtı çün melek seyranına,

Bu semânın arza bakan, Cennete dikkat eden
Binler müdakkik gözleriz biz.
HAŞİYE

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Yani, Cennet çiçeklerinin fidanlık ve mezraacığı olan zeminin yüzünde hadsiz mu’cizât-ı kudret teşhir edildiğinden, semâvat âlemindeki melâikeler, o mu’cizâtı ve o harikaları temâşâ ettikleri gibi, ecrâm-ı semâviyenin gözleri hükmünde olan yıldızlar dahi, güya melâikeler gibi, zemin yüzündeki nazenin masnuatı gördükçe, Cennet âlemine bakıyorlar. O muvakkat harikaları bâki bir surette Cennette dahi müşahede ediyorlar gibi, bir zemine, bir Cennete bakıyorlar; yani o iki âleme nezaretleri var demektir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
arz : yer, dünya
bâki : devamlı, sonsuz
burhan-ı nurefşân : nur saçan delil
çün : için
ecrâm-ı semâviye : gök cisimleri
fıkra : bölüm, kısım
hadsiz : sayısız
haşmet-i sultan : sultanın haşmeti
hutbe-i şirin : sevimli ve tatlı hutbe
hutur : hatıra gelme
Kadîr-i Zülcelâl : kudreti herşeyi kuşatan ve sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah
kaide : kural
kudret : güç, iktidar
lisan : dil
lisan-ı hâl : hal ve beden dili
masnuat : san’at eseri varlıklar
melâike : melekler
mezraa : tarla
mu’cizât : mu’cizeler
mu’cizât-ı kudret : kudret mu’cizeleri
muvakkat : geçici
müdakkik : dikkatli
nâme-i nurîn-i hikmet : hikmetin nurlu mektubu
nazenin : ince, nazik, narin
nazım : vezinli söz, şiir
nezaret : gözetim
nutk : konuşma
sema : gök
semâvât : gökler
seyran : seyretme
tahattur : hatıra gelme
takrir eylemek : bildirmek
temâşâ : seyretme
teşhir edilmek : sergilenmek
vahdet : birlik
vücud-u Sâni : herşeyi sanatlı bir şekilde yaratan Allah’ın varlığı
zemin : yer
Yükleniyor...