Block title
Block content
Meselâ, bahar mevsiminde, cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüs-misal libaslarla giydirip, çiçek ve meyvelerin murassaatıyla süslendirip hizmetkâr ederek onların lâtif elleri olan dallarıyla, çeşit çeşit, en tatlı, en musannâ meyveleri bize takdim etmek; hem zehirli bir sineğin eliyle şifalı, en tatlı balı bize yedirmek; hem en güzel ve yumuşak bir libası elsiz bir böceğin eliyle bize giydirmek; hem rahmetin büyük bir hazinesini küçük bir çekirdek içinde bizim için saklamak ne kadar cemil bir kerem, ne kadar lâtif bir rahmet eseri olduğu bedaheten anlaşılır.

Hem, insan ve bazı canavarlardan başka, güneş ve ay ve arzdan tut, ta en küçük mahlûka kadar herşey kemâl-i dikkatle vazifesine çalışması, zerrece haddinden tecavüz etmemesi, bir azîm heybet tahtında umumî bir itaat bulunması, büyük bir celâl ve izzet sahibinin emriyle hareket ettiklerini gösteriyor.

Hem, gerek nebatî ve gerek hayvanî ve gerek insanî bütün validelerin o rahîm şefkatleriyle HAŞİYE ve süt gibi o lâtif gıda ile o âciz ve zayıf yavruların terbiyesi, ne kadar geniş bir rahmetin cilvesi işlediği bedaheten anlaşılır.

Bu âlemin Mutasarrıfının madem nihayetsiz böyle bir keremi, nihayetsiz böyle bir rahmeti, nihayetsiz öyle bir celâl ve izzeti vardır. Nihayetsiz celâl ve izzet, edepsizlerin te’dibini ister. Nihayetsiz kerem, nihayetsiz ikram ister. Nihayetsiz rahmet, kendine lâyık ihsan ister. Halbuki, bu fâni dünyada ve kısa ömürde, denizden bir damla gibi, milyonlar cüzden ancak bir cüz’ü yerleşir ve tecellî eder.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Evet, aç bir arslan, zayıf bir yavrusunu kendi nefsine tercih ederek, elde ettiği bir eti yemeyip yavrusuna vermesi; hem korkak tavuk, yavrusunu himaye için ite, arslana saldırması; hem incir ağacı, kendi çamur yiyerek, yavrusu olan meyvelerine halis süt vermesi, bilbedâhe, nihayetsiz Rahîm, Kerîm, Şefîk bir Zâtın hesabıyla hareket ettiklerini, kör olmayana gösteriyorlar. Evet, nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârâne ve hakîmâne işler görmesi bizzarure gösterir ki, gayet derecede Alîm ve Hakîm birisi vardır ki, onları işlettiriyor. Onlar, Onun namıyla işliyorlar.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Dokuzuncu Söz / Sonraki Risale: On Birinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz
âlem : dünya
Alîm : her şeyi hakkıyla bilen, sonsuz ilim sahibi Allah
arz : dünya
azîm : çok büyük
bedaheten : açıkça
behimiyat : hayvanlar
bilbedâhe : ap açık bir şekilde
bizzarure : kaçınılmaz şekilde
celâl : haşmet, görkem, yücelik,
cemil : güzel
cilve : yansıma, görüntü
haddi tecavüz : haddi aşma, ileri gitme
halis : saf, temiz
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
heybet : saygıyla beraber korku duygusunu uyandıran hal, haşmet
himaye : koruma
ikram : bağış, iyilik
itaat : emre uyma, boyun eğme
izzet : değer, kıymet, şeref, yücelik
kemâl-i dikkat : tam bir dikkat
kerem : cömertlik, ikram, lütuf, bağış
Kerîm : sınırsız ikram, ihsan ve cömertlik sahibi Allah
lâtif : hoş, güzel
libas : elbise
mahlûk : yaratık
murassaat : değerli mücevherlerle süslenmiş şeyler
musannâ : sanatlı
Mutasarrıf : sonsuz tasarruf hakkı ve yetkisi olan, her işi kendi istek ve kurallarına göre idare eden Allah
nam : ad
nebatat : bitkiler
nebatî : bitkisel
nefis : can, hayat
nihayetsiz : sonsuz
rahîm : merhametli, şefkatli
Rahîm : rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah
rahmet : şefkat, merhamet, ihsan, esirgeme
sündüs-misal : ipekli elbise gibi
Şefîk : şefkatli, merhamet eden ve esirgeyen Allah
şuur : bilinç, anlayış, idrak
şuurkârâne : şuurlu ve bilinçli bir şekilde
tahtında : altında
takdim : sunma
te’dip : edeplendirme, haddini bildirme
umumî : genel
valide : anne
zerrece : en küçük bir şekilde
Yükleniyor...