Block title
Block content
BİRİNCİ ESAS

Miracın sırr-ı lüzumu

Meselâ, deniliyor ki: Cenâb-ı Hak 1 اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ dir, herşeye herşeyden daha yakındır. Cisimden, mekândan münezzehtir.2 Her velî, kalbi içinde Onunla görüşebilir.3 Neden dolayı velâyet-i Ahmediye (a.s.m.), Mirac gibi uzun bir seyahatin neticesinden sonra, her velînin kendi kalbinde muvaffak olduğu münâcâta muvaffak oluyor?

Elcevap: Şu sırr-ı gàmızı iki temsille fehme takrib ediyoruz. On İkinci Sözün sırr-ı i’câz-ı Kur’ân ve sırr-ı Mirac hakkında olan şu iki temsili dinle:

Birinci temsil: Bir sultanın iki çeşit mükâlemesi, sohbeti, görüşmesi vardır; iki tarzda hitabı, iltifatı vardır:

Birisi, âmi bir raiyetiyle, cüz’î bir iş için, hususî bir hacete dair, has bir telefonla sohbet etmektir.

Diğeri, saltanat-ı uzmâ ünvanıyla ve hilâfet-i kübrâ namıyla ve hâkimiyet-i âmme haysiyetiyle ve evâmirini etrafa neşir ve teşhir maksadıyla, o işlerle alâkadar bir elçisiyle veya o evâmirle münasebettar büyük bir memuruyla konuşmaktır, sohbet etmektir ve haşmetini izhar eden ulvî bir fermanla bir mükâlemedir.

İşte, 4 وَ ِللهِ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى şu temsil gibi, şu kâinat Hâlıkının ve Mâlikü’l-Mülk ve’l-Melekûtun ve Hâkim-i Ezel ve Ebedin iki tarzda mükâlemesi, sohbeti, iltifatı vardır:

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ona şahdamarından daha yakın.” Kaf Sûresi, 50:16.
2 : bk. İsrâ Sûresi, 17:43; Enbiyâ Sûresi, 21:22.
3 : bk. El-Cürcânî, et-Ta’rîfat 1:76.
4 : “En yüce sıfatlar Allah’a aittir.” Nahl Sûresi, 16:60.
| Sonraki Sayfa »
Sonraki Risale: İkinci Esas
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alâkalı, ilgili
âmi : basit, sıradan
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, şeref ve azamet sahibi yüce Allah
cüz’î : ferdî, kişisel
evâmir : emirler
fehm : anlayış
ferman : emir, buyruk
hacet : ihtiyaç
Hâkim-i Ezel ve Ebed : varlığının başı ve sonu olmayan, hâkimiyeti zaman öncesinden sonsuza kadar devam eden Allah
hâkimiyet-i âmme : genel hâkimiyet, hükümranlık
Hâlık : herşeyin yaratıcısı olan Allah
has : özel
haşmet : heybet, görkem
haysiyet : özellik
hilâfet-i kübrâ : en büyük halifelik
hitab : konuşma
hususî : özel
iltifat : önem ve değer vererek, lütufla hitap ve muamele etme
izhar : gösterme
kâinat : evren, yaratılmış herşey
maksat : gaye
Mâlikü’l-Mülk ve’l-Melekût : görünen ve görünmeyen bütün mülkün ve âlemlerin sahibi olan Allah
mekân : yer
Mirac : Peygamberimizin (a.s.m.) Allah’ın huzuruna yükselişi ve bütün kâinat âlemlerini gezdiği yolculuk
muvaffak : başarılı
mükâleme : konuşma
münâcât : dua, Allah’a yakarış
münasebettar : ilişkili, bağlantılı
münezzeh : arınmış, yüce
nam : ad
neşir : yayma
raiyet : vatandaş
saltanat-ı uzmâ : en büyük saltanat, egemenlik
semerat : meyveler, neticeler
sırr-ı gàmız : anlaşılması zor sır
sırr-ı i’caz-ı Kur’ân : Kur’ân’ın mu’cize oluşunun sırrı, espirisi
sırr-ı lüzum : gerekliliğin sırrı
sırr-ı Mirac : Miracın sırrı, özü
takrib : yaklaştırma
temsil : kıyaslama tarzında benzetme, analoji
teşhir : sergileme
ulvî : yüce
velâyet-i Ahmediye : Peygamberimizin velâyeti
velî : Allah dostu
Yükleniyor...