Block title
Block content
Birincisi: Âyine-i kalbe uzanan bir nisbet-i Rabbâniye ile bir tezahürdür ki, herkes istidadına ve tayy-ı merâtipte seyr ü sülûküne, esmâ ve sıfâtın tecelliyâtına nisbeten cüz’î ve küllî o Şems-i Ezelînin nuruna ve sohbetine ve münâcâtına mazhariyeti var. Galip esmâ ve sıfâtın zılâlinde giden velâyetlerin derecâtı bu kısımdan ileri gelir.

İkincisi: İnsanın câmiiyeti ve şecere-i kâinatın en münevver meyvesi olduğundan, bütün kâinatta cilveleri tezahür eden Esmâ-i Hüsnâyı birden âyine-i ruhunda gösterebilmesi cihetiyle, Cenâb-ı Hak, tecellî-i zâtıyla ve Esmâ-i Hüsnânın âzamî mertebede nev-i insanın mânen en âzam bir ferdine tecellî-i âzam tezahür eder ki, bu tezahür ve tecellî, Mirac-ı Ahmedî (a.s.m.) sırrıdır ki, onun velâyeti, risaletine mebde’ olur.

Velâyet ki, zıllden geçer, ikinci temsilin birinci adamına benzer. Risalette zıll yoktur; doğrudan doğruya Zât-ı Zülcelâlin ehadiyetine bakar, ikinci temsilin ikinci adamına benzer. Mirac ise, velâyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) keramet-i kübrâsı, hem mertebe-i ulyâsı olduğundan, risalet mertebesine inkılâb etmiş. Miracın bâtını velâyettir; halktan Hakka gitmiş. Zâhir-i Mirac risalettir; Haktan halka geliyor. Velâyet, kurbiyet merâtibinde sülûktür; çok merâtibin tayyına ve bir derece zamana muhtaçtır. Nur-u âzam olan risalet ise, akrebiyet-i İlâhiyenin inkişafı sırrına bakar ki, bir ân-ı seyyale kâfidir. Onun için hadiste denilmiş: “Bir anda dönmüş, gelmiş.”1

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. es-Suyûtî, el-Hasâisu’l-Kübrâ 1:272; Kâdı İyâz, eş-Şîfâ s.166; Aliyyülkârî, Şerhu’ş-Şifâ 1:409.
Sonraki Risale: İkinci Esas
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

akrebiyet-i İlâhiye : İlâhî yakınlık, Allah’ın kula olan yakınlığı
ân-ı seyyale : bir anda akıp giden zaman dilimi
âyine-i ruh : ruh aynası
câmiiyet : kapsamlılık
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, şeref ve azamet sahibi yüce Allah
ehadiyet : birlik; Allah’ın isimlerinin tek bir şeyde tecellî etmesi, görünmesi
Hak : herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah
inkılâb etmek : dönüşmek
inkişaf : açılma, gelişme
kurbiyet : yakınlık, kulun Allah’a yakınlığı
makam-ı istimâ : dinleme makamı
mebde’ : başlangıç
merâtib : mertebeler
mertebe-i ulyâ : en yüce mertebe
Mirac-ı Ahmedî : Peygamberimizin (a.s.m.) Allah’ın huzuruna yükselişi ve bütün mânevî âlemleri gezdiği yolculuk
mülhid : dinsiz, inkârcı
münâcât : dua, yakarış
münevver : nurlu, aydınlık
seyr ü sülûk : İlâhî hakikatlere ulaşmak için bir rehberin önderliğinde çıkılan mânevî yolculuk
sülûk : yol alma
Şems-i Ezelî : Ezelî Güneş; bu tabir herşeyi nurlandıran Allah için bir benzetme olarak kullanılır
tayy : atlama, aşma
tayy-ı merâtib : mertebeleri aşma
tecellî-i âzam : en büyük tecellî, yansıma
tecelli-î zât : Allah’ın zâtının tecelli etmesi ve görünmesi
tecelliyât : yansımalar
tezahür : görünme, belirme
velâyet : velilik
velâyet-i Ahmediye : Peygamberimiz Hz. Muhammed’in velâyeti
Zâhir-i Mirac : Miracın açık ve aşikâr yönleri
Zât-ı Zülcelâl : sonsuz yücelik ve haşmet sahibi olan Zât, Allah
zılâl : gölgeler
zıll : gölge
Yükleniyor...