Block title
Block content
İşte, böyle bir sultan, istediği bir zâtı bütün o dairelerinde gezdirip, her daireye mahsus saltanat-ı şahanesini ve evâmir-i hâkimânesini gösterip, daireden daireye, tabakadan tabakaya gezdirip, tâ huzuruna getirir. Sonra bütün o dairelere taallûk eden bazı evâmir-i umumiye-i külliyeyi ona tevdi eder, gönderir.

İşte, bu misal gibi, Ezel ve Ebed Sultanı olan Rabbü’l-Âlemîn için, rububiyetinin mertebelerinde ayrı ayrı, fakat birbirine bakar şe’n ve namları vardır. Ve ulûhiyetinin dairelerinde başka başka, fakat birbiri içinde görünür isim ve alâmetleri vardır. Ve haşmetli icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer tecellî ve cilveleri vardır. Ve kudretinin tasarrufâtında başka başka, fakat birbirini ihsas eder ünvanları vardır. Ve sıfatlarının tecelliyâtında başka başka, fakat birbirini gösterir mukaddes zuhuratı vardır. Ve ef’âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmâl eder tasarrufâtı vardır. Ve rengârenk san’atında ve masnûatında çeşit çeşit, fakat birbirini temâşâ eder haşmetli rububiyeti vardır.

İşte şu sırr-ı azîme binaen, kâinatı hayretfezâ acip bir tertiple tanzim etmiş. En küçük tabakat-ı mahlûkattan olan zerrâttan, tâ semâvâta ve semâvâtın birinci tabakasından, tâ Arş-ı Âzama kadar birbiri üstünde teşkilât var. Herbir semâ, bir ayrı âlemin damı ve rububiyet için bir arş ve tasarrufât-ı İlâhiye için bir merkez hükmündedir. O dairelerde ve o tabakatta, çendan, ehadiyet itibarıyla bütün esmâ bulunabilir, bütün ünvanlarla tecellî eder. Fakat, nasıl ki adliyede hâkim-i âdil ünvanı asıldır, hâkimdir; sair ünvanlar orada onun emrine bakar, ona tâbidir. Öyle de, herbir tabakat-ı mahlûkatta, herbir semâda bir isim, bir ünvan-ı İlâhî hâkimdir; sair ünvanlar da onun zımnındadır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Birinci Esas / Sonraki Risale: Üçüncü Esas
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahkâm : hükümler
alâmet : işaret
âlem : dünya
arş : makam
Arş-ı Âzam : Cenab-ı Allah’ın sınırsız egemenliğinin ve büyüklüğünün tecelli ettiği yer
binaen : dayanarak
çendan : gerçi
ef’âl : fiiller, işler
ehadiyet : Allah’ın birliğinin varlıklarda tek tek görünmesi
evâmir-i hâkimâne : hükmedici emirler
evâmir-i umumiye-i külliye : her bir şeyi kapsayan genel emirler
hâkim : üstün, galip
hâkim-i âdil : adaletli hâkim, yönetici
haşmetli : ihtişamlı, görkemli
hayretfezâ : hayret verici, şaşırtıcı
ikmâl : tamamlama
ism-i Kadîr : Allah’ın sonsuz güç ve kuvvet sahibi olduğunu bildiren ismi
masnûat : san’at eserleri
Rabbü’l-Âlemîn : bütün âlemlerin Rabbi olan Allah
rububiyet : Rablık; Allah’ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması
saltanat-ı şahane : son derece güzel ve mükemmel saltanat
Sultan-ı Ezel ve Ebed : başlangıç ve sonu olmaksızın, hüküm ve saltanatı ezelden ebede devam eden Sultan, Allah
şe’n : iş, durum, özellik
taallûk etmek : ilgilendirmek, ait olmak
tasarruf-u İlâhî : Allah’ın tasarrufları, icraatları
tecellî : yansıma, İlâhî isimlerin varlıklarda eserini göstermesi
temâşâ : seyir, hoşlanarak bakma
tevdi : bırakma, emanet etme
ulûhiyet : İlâhlık
ünvan-ı İlâhî : Allah’ın ünvanı, ismi
zerrât : atomlar, en küçük madde parçaları
zımn : iç taraf
zuhurât : görünümler, meydana çıkmalar
Yükleniyor...