Block title
Block content
İnsanda cisimden başka nasıl akıl, kalb, ruh, hayal, hafıza gibi mânevî vücutlar da var. Elbette, insan-ı ekber olan âlemde ve şu insan meyvesinin şeceresi olan kâinatta, âlem-i cismaniyetten başka âlemler var. Hem âlem-i arzdan, tâ Cennet âlemine kadar herbir âlemin birer semâsı vardır.

Hem melâike için deriz ki: Seyyârât içinde mutavassıt ve yıldızlar içinde küçük ve kesif olan küre-i arz, mevcudat içinde en kıymettar ve nuranî olan hayat ve şuur, hesapsız bir surette onda bulunuyorlar. Elbette, karanlıklı bir hane hükmünde olan şu arza nisbeten müzeyyen kasırlar, mükemmel saraylar hükmünde olan yıldızlar ve yıldızların denizleri olan gökler, zîşuur ve zîhayat ve pek kesretli ve muhtelifül’ecnas olan melâike ve ruhanîlerin meskenleridir.

Pek kat’î bir surette, İşârâtü’l-İ’câz namındaki tefsirimde,
1 ثُمَّ اسْتَوٰىۤ اِلَى السَّمَاۤءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ âyetinde, semâvâtın hem vücudu, hem taaddüdü ispat edildiğinden; ve melâike hakkında Yirmi Dokuzuncu Sözde, iki kere iki dört eder kat’iyetinde, melâikelerin vücudunu ispat ettiğimizden, onlara iktifâen burada kısa kesiyoruz.

Elhasıl: Esirden yapılmış, elektrik, ziya, hararet, cazibe gibi seyyâlât-ı lâtifenin medarı olmuş ve hadiste 2 اَلسَّمَاۤءُ مَوْجٌ مَكْفُوفٌ işaretiyle seyyârât ve nücumun harekâtına müsait olmuş ve Samanyolu denilen mecerretü’s-semâdan, tâ en yakın seyyareye kadar, muhtelif vaziyet ve teşekkülde yedi tabaka, herbir tabaka âlem-i arzdan tâ âlem-i berzaha, âlem-i misale, tâ âlem-i âhirete kadar birer âlemin damı hükmünde birer semânın bulunması, hikmeten, aklen iktiza eder.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Sonra da iradesini semâya yöneltti ve gökleri yedi tabaka olarak tanzim etti.” Bakara Sûresi, 2:29.
2 : “Sema, dalgaları karar kılmış bir denizdir.” Tirmizi, Tefsîru Sûreti’l-Hadîd: 1; Müsned, 2:370.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Birinci Esas / Sonraki Risale: Üçüncü Esas
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem : kâinat, evren
âlem-i âhiret : âhiret âlemi
âlem-i arz : dünya âlemi
arz : dünya
cazibe : çekim gücü
elhasıl : özetle, sonuç olarak
esir : kâinatı kapladığına inanılan madde
hane : ev
hararet : sıcaklık, ısı
harekât : hareketler
hikmeten : hikmet gereği
iktifâen : yetinerek, yeterli görerek
iktiza : gerektirme
insan-ı ekber : en büyük insan
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kasır : saray
kat’î : kesin, şüphesiz
kat’iyet : kesinlik
kesif : yoğun, katı, saydam olmayan
kesretli : çok
kıymettar : kıymetli, değerli
küre-i arz : yerküre, dünya
mecerretü’s semâ : samanyolu
medar : dayanak, eksen
melâike : melekler
mesken : yer, mekân
mevcudat : varlıklar
muhtelif : çeşitli
muhtelifül’ecnas : değişik cinsler, türler
mutavassıt : orta derecede
mülhid : dinsiz
müşkülât : zorluklar
müzeyyen : süslenmiş
nam : ad
nisbeten : oranla, kıyasla
nuranî : nurlu
nücum : yıldızlar
ruhanî : maddî yapısı olmayan manevî varlık
semâ : gök
semâvât : gökler
seyyâlât-ı lâtife : akıcı ve şeffaf varlıklar
seyyarat : gezegenler
seyyare : gezegen
suret : şekil, biçim
şecere : ağaç
şuur : bilinç, idrak
taaddüd : çokluk
zîşuur : şuurlu, bilinçli
ziya : ışık
Yükleniyor...