Block title
Block content
Şimdi bulutlara bak: Yağmurun şıpıltıları mânâsız bir ses olmadığına ve şimşek ile gök gürlemesi boş bir gürültü olmadığına kat’î delil ise, hâli bir boşlukta o acaibi icad etmek ve onlardan âb-ı hayat hükmündeki damlaları sağmak ve zemin yüzündeki muhtaç ve müştak zîhayatlara emzirmek gösteriyor ki, o şırıltı, o gürültü, gayet mânidar ve hikmettardır ki, bir Rabb-i Kerîmin emriyle müştaklara o yağmur bağırıyor ki, “Sizlere müjde, geliyoruz!” mânâsını ifade ederler.

Şimdi göğe bak: Gök içinde hadsiz ecramdan yalnız kamere dikkat et. Onun hareketi bir Kadîr-i Hakîmin emriyle olduğu, ona müteallik ve yeryüzüne ait mühim hikmetlerdir ki, başka yerde beyan ettiğimizden kısa kesiyoruz. İşte, ziyadan tut, tâ kamere kadar, saydığımız küllî unsurlar gayet geniş bir tarzda ve büyük bir mikyasta bir pencere açar, bir Vâcibü’l-Vücudun vahdetini ve kemâl-i kudretini ve azamet-i saltanatını gösterir, ilân ederler. İşte, ey gafil! Eğer bu gök gürlemesi gibi bu sadâyı susturabilirsen ve güneşin ışığı gibi parlak o ziyayı söndürebilirsen, Allah’ı unut. Yoksa aklını başına al,
1 سُبْحَانَ مَنْ تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَاْلاَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ de.

Yirmi Birinci Pencere

وَالشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا ذٰلِكَ تَقْدِيرُ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ 2

Şu kâinatın lâmbası olan güneş, Kâinat Sâniinin vücuduna ve vahdâniyetine güneş gibi parlak ve nuranî bir penceredir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Yedi gök ve yer ve onların içinde bulunanlar tarafından Kendisi tesbih edilen Zât, her türlü kusurdan münezzehtir.
2 : “Güneş de kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider. Bu, kudreti herşeye galip olan ve ilmi herşeyi kuşatan Allah’ın takdiridir.” Yâsin Sûresi, 36:38.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz İkinci Söz / Sonraki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âb-ı hayat : hayat suyu
acaib : şaşırtıcı, hayret verici şeyler
azamet-i saltanat : saltanatın büyüklüğü
beyan : açıklama
cirm : cisim
ecram : gök cisimleri
gafil : duyarsız, sorumsuz, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan
hadsiz : sayısız
hikmet : fayda, gaye
hikmettar : hikmetli, gayeli, faydalı
icad : var etme, yaratma
itibarıyla : özelliğiyle
Kadîr-i Hakîm : herşeyi hikmetle yapan ve sonsuz güç ve kudret sahibi Allah
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kamer : ay
kemâl-i intizam ve hikmet : tam ve mükemmel düzen ve hikmet
kemâl-i kudret : kudretin mükemmelliği
kemâl-i mizan : tam ve kusursuz ölçü
küllî : büyük, kapsamlı; fertleri kalabalık
küre : dünya
mânidar : anlamlı
manzume-i şemsiye : güneş sistemi
mevki : yer, konum
mikyas : ölçek
muhtelif : çeşitli
müştak : çok istekli ve arzulu
müteallik : ilgili, ait
mütefavit : çeşitli, farklı
mütenevvi : çeşitli
nuranî : nurlu, parlak
Rabb-i Kerîm : herbir varlığı terbiye edip idaresi ve tasarrufu altında bulunduran, sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan Allah
sadâ : ses
Sâni : herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah
seyyare : gezegen
sür’at-i hareket : hareketin hızı
Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah
vahdâniyet : birlik
vahdet : birlik
vücud : varlık
zemin : yer
zîhayat : hayat sahibi, canlı
ziya : ışık
Yükleniyor...