Block title
Block content
Hakikaten bir parça tecrübe etti, doğru olduğunu tasdik etti. Evet, ben, yani şu biçare Said dahi bunu tasdik ederim. Çünkü biraz tecrübe ettim, pek doğru gördüm. Bundan sonra birden gördü ki, sol cihetinden şeytan gibi dessas, ayyaş, aldatıcı bir adam, çok ziynetler, süslü suretler, fantaziyeler, müskirler beraber olduğu halde geldi, karşısında durdu. Ona dedi: “Hey, arkadaş! Gel, gel, beraber işret edip keyfedelim. Şu güzel kız suretlerine bakalım. Şu hoş şarkıları dinleyelim. Şu tatlı yemekleri yiyelim.”

Sual: “Ha, ha, nedir ağzında gizli okuyorsun?” Cevap: “Bir tılsım.”
“Bırak şu anlaşılmaz işi. Hazır keyfimizi bozmayalım.”

S: “Ha, şu ellerindeki nedir?” C: “Bir ilâç.”
“At şunu. Sağlamsın. Neyin var? Alkış zamanıdır.”

S: “Ha, şu beş nişanlı kâğıt nedir?” C: “Bir bilet. Bir tayınat senedi.”
“Yırt bunları. Şu güzel bahar mevsiminde yolculuk bizim nemize lâzım?” der. Herbir desise ile onu iknaa çalışır. Hattâ o biçare, ona biraz meyleder. Evet, insan aldanır. Ben de öyle bir dessasa aldandım.

Birden, sağ cihetinden ra’d gibi bir ses gelir. Der: “Sakın aldanma. Ve o dessasa de ki: Eğer arkamdaki arslanı öldürüp, önümdeki darağacını kaldırıp, sağ ve solumdaki yaraları def edip, peşimdeki yolculuğu men edecek bir çare sende varsa, bulursan, haydi yap, göster, görelim. Sonra de, ‘Gel, keyfedelim.’ Yoksa sus, hey sersem! Ta Hızır gibi bu zât-ı semâvî dediğini desin.”
Önceki Risale: Altıncı Söz / Sonraki Risale: Sekizinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acz-i beşerî : insanın güçsüzlüğü
ayyaş : sarhoş
biçare : çaresiz
cihet : yön, taraf
darağacı : idam sehpası
def etmek : gidermek, uzaklaştırmak
desise : hile, aldatma
dessas : hilebaz, aldatıcı
ecel : ölüm vakti
elîm : üzücü, acı verici
fantaziye : aşırı süs ve lüks
firak : ayrılık
hadsiz : sınırsız
hakikaten : gerçekten
işret : içkili eğlence, sefahet
meyletmek : yönelmek
müskir : sarhoş edici içki
müz’iç : rahatsız eden
nefis : kişinin kendisi
nihayetsiz : sonsuz
nişan : mühür
ra’d : gök gürültüsü
suret : resim, görüntü
tasdik etmek : kabul etmek, onaylamak
tayınat senedi : görevlendirme belgesi
tecrübe etmek : denemek
tılsım : sır, gizem
zat-ı semâvî : gökten gelen zat
zevâl : geçip gitme, kaybolma
ziynet : süs
Yükleniyor...