Block title
Block content
DÖRDÜNCÜ MEBHAS

Eğer desen: Birinci Mebhasta ispat ettin ki, kaderin herşeyi güzeldir, hayırdır. Ondan gelen şer de hayırdır, çirkinlik de güzeldir. Halbuki, şu dâr-ı dünyadaki musibetler, beliyyeler o hükmü cerh ediyor.

Elcevap: Ey şiddet-i şefkatten şedit bir elemi hisseden nefsim ve arkadaşım! Vücut hayr-ı mahz, adem şerr-i mahz olduğuna, bütün mehâsin ve kemâlâtın vücuda rücuu ve bütün maâsî ve mesâib ve nekaisin esası adem olduğu delildir.

Madem adem şerr-i mahzdır. Ademe müncer olan veya ademi işmam eden hâlât dahi şerri tazammun eder. Onun için, vücudun en parlak nuru olan hayat, ahvâl-i muhtelife içinde yuvarlanıp kuvvet buluyor. Mütebâyin vaziyetlere girip tasaffi ediyor ve müteaddit keyfiyatı alıp matlup semeratı veriyor ve müteaddit tavırlara girip Vâhib-i Hayatın nukuş-u esmâsını güzelce gösterir.

İşte, şu hakikattendir ki, zîhayatlara âlâm ve mesâib ve meşakkat ve beliyyat suretinde bazı hâlât ârız olur ki, o hâlât ile hayatlarına envâr-ı vücut teceddüt edip zulümât-ı adem tebâud ederek hayatları tasaffi ediyor. Zira, tevakkuf, sükûnet, sükût, atâlet, istirahat, yeknesaklık, keyfiyatta ve ahvalde birer ademdir. Hattâ en büyük bir lezzet, yeknesaklık içinde hiçe iner.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Beşinci Söz / Sonraki Risale: Yirmi Yedinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

atâlet : Boş durma. Tembellik. İşsizlik
dâr-ı dünya : dünya yurdu
elem : acı, sıkıntı
elhasıl : özetle, sonuç olarak
envâr-ı vücut : varlık nurları
Esmâ-i Hüsnâ : Allah’ın güzel isimleri
hakikat : gerçek ve doğru
hâlât : haller, durumlar
hayır : iyilik
hayr-ı mahz : iyiliğin ta kendisi
hüküm : yargı
istinaden : dayanarak
şer : kötülük
şerr-i mahz : kötülüğün ta kendisi
şiddet-i şefkat : şefkatin şiddeti
tasaffi etme : temizlenme, safileşme
tazammun etmek : içine almak
tebâud etmek : uzaklaşmak
teceddüt etmek : yenilenmek
tevakkuf : durma
Vâhib-i Hayat : hayatı veren Allah
vaziyet : durum, hal
vücut : varlık
yeknesaklık : tekdüzelik, monotonluk
zîhayat : canlı
zulümât-ı adem : yokluk karanlıkları
Yükleniyor...