Block title
Block content
Meselâ وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ 1 Bu cümlede, azâbı dehşetli göstermek için, en azının şiddetle tesirini göstermekle göstermek ister. Demek taklîli ifade edecek; cümlenin bütün heyetleri de bu taklîle bakıp ona kuvvet verecek. İşte, لَئِنْ lâfzı, teşkiktir. Şek kıllete bakar. مَسَّ lâfzı, azıcık dokunmaktır; yine kılleti ifade eder. نَفْحَةٌ lâfzı, maddesi bir kokucuk olup kılleti ifade ettiği gibi, sîgası bire delâlet eder. Masdar-ı merre tabir-i sarfiyesinde “biricik” demektir, kılleti ifade eder. نَفْحَةٌ deki tenvin-i tenkirî, taklîli içindir ki, “O kadar küçük ki, bilinemiyor” demektir. مِنْ lâfzı, teb’îz içindir, “bir parça” demektir; kılleti ifade eder. عَذَابِ lâfzı, nekâl, ikab’a nisbeten hafif bir nevi cezadır ki, kıllete işaret eder. رَبِّكَ lâfzı, Kahhâr, Cebbar, Müntakîm’e bedel yine şefkati ihsas etmekle kılleti işaret ediyor. İşte, bu kadar kılletteki bir parça azap böyle tesirli ise, ikab-ı İlâhî ne kadar dehşetli olur, kıyas edebilirsiniz diye ifade eder. İşte şu cümlede küçük heyetler nasıl birbirine bakıp yardım eder. Maksad-ı küllîyi, herbiri kendi lisanıyla takviye eder. Şu misal bir derece lâfız ve maksada bakar.

İkinci misal: وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ 2 Şu cümlenin hey’âtı, sadakanın şerâit-i kabulünün beşine işaret eder.

Birinci şart: Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, وَمِمَّا lâfzındaki مِنْ i teb’îz ile o şartı ifade eder.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “And olsun, Rabbinin azâbından en küçük bir esinti onlara hafifçe dokunacak olsa...” Enbiyâ Sûresi, 21:46.
2 : “Onlara rızık olarak verdiğimizden bağışta bulunurlar.” Bakara Sûresi, 2:3.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Altıncı Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Cebbâr : azamet ve yücelik sahibi, yarattıklarına dilediğini yaptıran Allah
cezalet-i harika : hayranlık verici düzgün ifade, güzel anlatım
dehşetli : korkunç, ürkütücü
delâlet : işaret etme, delil olma
hey’ât : parçalar, kısımlar
heyet : kısım, parça
ihsas etmek : hissettirmek
ikab : âhiret azabı
ikab-ı İlâhî : Allah’ın azabı
Kahhar : herşeye her zaman mutlak galip gelen ve boyun eğdiren Allah
kıllet : azlık
lâfız : ifade, kelime
lisan : dil
maksad : gaye
maksad-ı küllî : bütünündeki maksat
masdar-ı merre : fiilin bir defa yapıldığını belirten masdar
Müntakim : suç işleyene cezasını veren Allah
nazm : diziliş, tertip ve vezin
nekâl : şiddetli azap
nevi : tür, çeşit
nisbeten : kıyasla
sadaka : Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
sîga : kip
suret : şekil, biçim
şek : şüphe, tereddüt
şerâit-i kabul : kabul şartları
tabir-i sarfiye : gramerle ilgili ifade
taklîl : az gösterme, azaltma
takviye etmek : kuvvetlendirmek
teb’îz : parçalara bölme, ayırma
tenvin-i tenkirî : kelimenin belirsizliğini gösteren tenvin işareti; harf-i tarifsiz (“el” takısız) olduğu için tenvinli olan ve nekra denen kelime
teşkik : şüphede bırakma
zikretmek : belirtmek, anmak
Yükleniyor...