Block title
Block content
Onuncu Sözün Dokuzuncu Hakikatinin üçüncü temsilinde tasvir edildiği gibi, bir zat, göz önünde, bir günde yeniden büyük bir orduyu teşkil ettiği halde, biri dese, “Şu zat, efradı istirahat için dağılmış olan bir taburu bir boru ile toplar, tabur nizamı altına getirebilir.” Sen, ey insan, desen, “İnanmam”; ne kadar divanece bir inkâr olduğunu bilirsin. Aynen onun gibi, hiçten, yeniden, ordu-misal bütün hayvânat ve sair zîhayatın tabur-misal cesetlerini kemâl-i intizamla ve mizan-ı hikmetle o bedenlerin zerrâtını ve letâifini emr-i كُنْ فَيَكُونُ 1 ile kaydedip yerleştiren ve her karnda, hattâ her baharda rû-yi zeminde yüz binler ordu-misal zevilhayat envâlarını, taifelerini icad eden bir Zât-ı Kadîr-i Alîm, tabur-misal bir cesedin nizamı altına girmekle birbiriyle tanışmış zerrât-ı esasiye ve ecza-yı asliyeyi bir sayha ile, sur-u İsrâfil’in borusuyla nasıl toplayabilir, istib’âd suretinde denilir mi? Denilse, eblehçesine bir divaneliktir.

Makam-ı irşadda beyanat-ı Kur’âniye o derece müessir ve rakiktir ve o derece mûnis ve şefiktir ki, şevk ile ruhu, zevk ile kalbi, aklı merakla ve gözü yaşla doldurur. Binler misallerinden yalnız şu

ثُمَّ قَسَتْ قُلوُبُكُمْ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَهِىَ كَالْحِجَارَةِ اَوْ اَشَدُّ قَسْوَةً 2

ilâ âhir. Yirminci Sözün Birinci Makamında, üçüncü âyet mebhasinde ispat ve izah edildiği gibi, Benî İsrail’e der: “Mûsâ Aleyhisselâmın asâsı gibi bir mu’cizesine karşı sert taş, on iki gözünden çeşme gibi yaş akıttığı halde, size ne olmuş ki, Mûsâ Aleyhisselâmın bütün mu’cizâtına karşı lâkayt kalıp gözünüz kuru, yaşsız, kalbiniz katı, ateşsiz duruyor?” O Sözde şu mânâ-yı irşadî izah edildiği için, oraya havale ederek burada kısa kesiyorum.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “(Cenâb-ı Hak) Birşeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece ‘Ol’ demektir; o da oluverir.” Yâsin Sûresi, 36:82.
2 : “Sonra, bütün bunların ardından, kalbiniz yine katılaştı. Sanki taş kesildi, hattâ taştan da katılaştı.” Bakara Sûresi, 2:74.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Altıncı Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Aleyhisselâm : Allah’ın selamı onun üzerine olsun
asâ : baston
Benî İsrail : İsrailoğulları
beyanat-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın açıklamaları
divane : akılsız, deli
eblehçe : ahmakça
ecza-yı asliye : asıl parçalar
efrad : fertler
envâ : türler, çeşitler
hakikat : gerçek, doğru
hayvânat : hayvanlar
icad : var etme, yaratma
ilâ âhir : sonuna kadar
inkâr : kabul etmeme, inanmama
inşa etmek : yaratmak, vücuda getirmek
istib’âd : inkâr, akıldan uzak görme
istirahat : dinlenme
izah : açıklama
karn : asır, çağ, devir
kemâl-i intizam : tam bir düzenlilik
lâkayt : ilgisiz
letaif : latifeler, duyular
makam-ı ifham ve ilzam : karşı tarafı susturma, âciz bırakma makamı
makam-ı irşad : doğru yolu gösterme makamı
mânâ-yı irşadî : doğru yolu gösterici mânâ
mebhas : bahis, kısım
mizan-ı hikmet : hikmet terazisi
mu’cizât : mu’cizeler
mûnis : sevimli, dost
müessir : tesirli, etkili
nizam : düzen
ordu-misal : ordu gibi
rakik : ince, nazik
rû-yi zemin : yeryüzü
sair : diğer
sayha : sesleniş
suret : şekil, biçim
Sûr-u İsrâfil : Allah’ın emri ile Hz. İsrafil’in kıyamet kopacağı zaman üfleyeceği boru
şefik : çok şefkatli
tabur-misal : tabur gibi
taife : topluluk
tasvir etmek : anlatmak, ifade etmek
temsil : kıyaslama tarzında benzetme, analoji
teşkil etmek : meydana getirmek
Zât-ı Kadîr-i Alîm : herşeye gücü yeten ve herşeyi bilen zât, Allah
zerrât : zerreler
zerrât-ı esasiya : temel zerreler
zevilhayat : canlılar
zîhayat : canlı
Yükleniyor...