Block title
Block content
Nasıl bir usta, bina ettiği ve idare ettiği iki haneden bahseder, programını ve işlerinin liste ve fihristesini yapar. Kur’ân dahi, şu kâinatı yapan ve idare eden ve işlerinin listesini ve fihristesini, tabir caizse programını yazan, gösteren bir Zâtın beyanına yakışır bir tarzdadır. Hiçbir cihetle eser-i tasannu ve tekellüf görünmüyor.

Hiçbir şaibe-i taklit veya başkasının hesabına ve onun yerinde kendini farz edip konuşmuş gibi bir hud’anın emaresi olmadığı gibi, bütün ciddiyetiyle, bütün safvetiyle, bütün hulûsuyla, sâfi, berrak, parlak beyanı, nasıl gündüzün ziyası “Güneşten geldim” der, Kur’ân dahi “Ben Hâlık-ı Âlemin beyanıyım ve kelâmıyım” der.

Evet, şu dünyayı antika san’atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san’atperverâne ve nimetperverâne, şu derece san’atının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden ve zeminin yüzünde seren, güzelce dizen bir Sâni, bir Mün’imden başka, şu velvele-i takdir ve istihsanla ve zemzeme-i hamd ve şükranla dünyayı dolduran ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san’at-ı İlâhiyeye çeviren Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan kime yakışır ve kimin kelâmı olabilir? Ondan başka kim ona sahip çıkabilir? Ondan başka kimin sözü olabilir? Dünyayı ışıklandıran ziya, güneşten başka hangi şeye yakışır? Tılsım-ı kâinatı keşfedip âlemi ışıklandıran beyan-ı Kur’ân, Şems-i Ezelîden başka kimin nuru olabilir? Kimin haddine düşmüş ki ona nazire getirsin, onun taklidini yapsın?
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Altıncı Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

beyan : açıklama
beyan-ı Kur’ân : Kur’ân’ın açıklaması
dam : tavan
ebed : sonsuz
emare : işaret
hadd : yetki
Hâlık-ı Âlem : âlemin yaratıcısı Allah
hud’a : hile, aldatma
hulûs : halis, paklık
ittisal peydâ etmek : bitişmek, birleşmek
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kelâm : söz
mazi : geçmiş
misbah : lamba, kandil
Mün’im : gerçek nimet verici olan Allah
müstakbel : gelecek
nazar : bakış
nazire : benzer
nimetperverâne : nimetle besleyerek
sâfi : saf, duru
safvet : safilik, temizlik
san’atperverâne : san’atkârcasına
Sâni : herşeyi san’âtla yapan Allah
semâ : gök
sıravâri : sıralı
silsile-i şuûnât : haller, işler zinciri
suret : şekil, biçim
şaibe-i taklit : taklit kusuru
tanzim : düzenleme
tarz-ı beyan : açıklama şekli
tasarruf : dilediği gibi kullanma
temâşâ etmek : seyretmek
zaman-ı hazır : şimdiki zaman
Zât-ı Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi Allah
zemin : yeryüzü
zemzeme-i hamd ve şükran : teşekkür ve övgü nağmesi
zikirhane : Allah’ın anıldığı yer
ziya : ışık
Yükleniyor...