Block title
Block content
وَمَا تَشَاۤؤُنَ اِلاَّ اَنْ يَشَاۤءَ اللهُ - يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ 1 işârâtıyla, insanın kalbine ve iradesine müdahalesinden tut, tâ
وَالسَّمٰوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِهِ2 yani bütün semâvâtı bir kabzasında tutmasına kadar; وَجَعَلْناَ فِيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخِيلٍ وَاَعْنَابٍ3 zeminin çiçek ve üzüm ve hurmasından tut, tâ اِذَا زُلْزِلَتِ اْلاَرْضُ زِلْزَالَهَا4 ile ifade ettiği hakikat-i acibeye kadar; ve semânın
ثُمَّ اسْتَوَىۤ اِلَى السَّمَاۤءِ وَهِىَ دُخَانٌ5 hâletindeki vaziyetinden tut, tâ duhanla inşikakına ve yıldızlarının düşüp hadsiz fezada dağılmasına kadar; ve dünyanın imtihan için açılmasından, tâ kapanmasına kadar; ve âhiretin birinci menzili olan kabirden, sonra berzahtan, haşirden, köprüden tut, tâ Cennete, tâ saadet-i ebediyeye kadar; mazi zamanının vukuatından, Hazret-i Âdem’in hilkat-i cesedinden, iki oğlunun kavgasından tâ tufana, tâ kavm-i Firavunun garkına, tâ ekser enbiyanın mühim hâdisâtına kadar; ve اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ6 işaret ettiği hadise-i ezeliyeden tut, tâ وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ - اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ7 ifade ettiği vakıa-i ebediyeye kadar bütün mebâhis-i esasiyeyi ve mühimmeyi öyle bir tarzda beyan eder ki, o beyan, bütün kâinatı bir saray gibi idare eden; ve dünyayı ve âhireti iki oda gibi açıp kapayan; ve zemin bir bahçe, ve semâ, misbahlarıyla süslendirilmiş bir dam gibi tasarruf eden; ve mazi ve müstakbel, bir gece ve gündüz gibi nazarına karşı hazır iki sahife hükmünde temâşâ eden; ve ezel ve ebed, dün ve bugün gibi silsile-i şuûnâtın iki tarafı birleşmiş, ittisal peydâ etmiş bir surette, bir zaman-ı hazır gibi onlara bakan bir Zât-ı Zülcelâle yakışır bir tarz-ı beyandır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah dilemedikçe siz hiçbir şeyi isteyemezsiniz.” İnsan Sûresi, 76:30. “Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer.” Enfâl Sûresi, 8:24.
2 : “Gökler Onun kudret elinde dürülmüştür.” Zümer Sûresi, 39:67.
3 : “Yeryüzünde hurma ve üzüm bahçeleri yarattık.” Yâsin Sûresi, 36:34.
4 : “Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır.” Zilzâl Sûresi, 99:1.
5 : “Sonra iradesini buhar halindeki semâya yöneltti.” Fussilet Sûresi, 41:11.
6 : “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” A’râf Sûresi, 7:172.
7 : “Yüzler var, o gün ışıl ışıldır, Rabbine bakar.” Kıyamet Sûresi, 75:22-23.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Altıncı Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

berzah : kâbir âlemi
duhan : buhar, duman
ekser : pekçok
enbiya : peygamberler
feza : uzay
gark : boğulma
hâdisât : olaylar
hadise-i ezeliye : zaman üstü olay
hadsiz : sınırsız
hakikat-i acibe : hayret verici gerçek
hâlet : hal, vaziyet
haşir : öldükten sonra âhirette yeniden diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
hilkat-i cesed : cesedin yaratılışı
inşikak : bölünme, yarılma
irade : dileme, tercih gücü
işârât : işaretler
kabza : el, avuç
kasem : yemin
kavm-i Firavun : Firavun’un kavmi
mazi : geçmiş
mebâhis-i esasiye ve mühimme : esas ve önemli konular
menzil : durak, yer
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
semâ : gök
semâvat : gökler
tufan : büyük su baskını; Nuh tufanı
vakıa-i ebediye : sonsuz olay
vaziyet : durum
vukuat : meydana gelen olaylar
Yükleniyor...