Block title
Block content
Şöyle ki: Sûrenin başında, küffar, haşri inkâr ettiklerinden, Kur’ân onları haşrin kabulüne mecbur etmek için şöylece bast-ı mukaddemat eder, der: “Âyâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki, Biz ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir surette bina etmişiz.

Hem görmüyor musunuz ki, nasıl yıldızlarla, ay ve güneşle tezyin etmişiz, hiçbir kusur ve noksaniyet bırakmamışız.

Hem görmüyor musunuz ki, zemini size ne keyfiyette sermişiz, ne kadar hikmetle tefriş etmişiz. O yerde dağları tesbit etmişiz, denizin istilâsından muhafaza etmişiz.

Hem görmüyor musunuz, o yerde ne kadar güzel, rengârenk herbir cinsten çift hadravâtı, nebâtâtı halk ettik, yerin her tarafını o güzellerle güzelleştirdik.

Hem görmüyor musunuz, ne keyfiyette semâ canibinden bereketli bir suyu gönderiyoruz. O suyla bağ ve bostanları, hububatı, yüksek, leziz meyveli hurma gibi ağaçları halk edip ibâdıma rızkı onunla gönderiyorum, yetiştiriyorum.

Hem görmüyor musunuz, o suyla ölmüş memleketi ihyâ ediyorum, binler dünyevî haşirleri icad ediyorum. Nasıl bu nebâtâtı kudretimle bu ölmüş memleketten çıkarıyorum; sizin haşirdeki hurucunuz da böyledir. Kıyamette arz ölüp, siz sağ olarak çıkacaksınız.”

İşte, şu âyetin ispat-ı haşirde gösterdiği cezâlet-i beyaniye ki binden birisine ancak işaret edebildik nerede, insanların bir dâvâ için serd ettikleri kelimat nerede?
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Altıncı Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

arz : dünya
âyâ : acaba
bast-ı mukaddemat : asıl konuya girmeden önce giriş cümlelerini söyleme
bîtarafâne : tarafsız bir şekilde
bostan : bahçe
canib : taraf, yön
cezâlet-i beyaniye : akıcı ve güçlü ifade, güzel anlatım
dünyevî haşir : büyük haşre örnek olarak bahar mevsiminde bitkilerin ve hayvanların dirilişi
hadravât : yeşillikler
halk etmek : yaratmak
hasım : düşman
haşr : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
hayattar : canlı
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hububat : taneli bitkiler, tahıl
huruc : çıkış
i’câz : mu’cize oluş
ibâd : kullar
icad : vücut verme, yaratma
keyfiyet : özellik, nitelik
kıyamet : dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması
kudret : güç, iktidar
küffar : kâfirler, inanmayanlar
leziz : lezzetli
meâl : açıklama
muannid : inatçı
muhakeme : akıl yürütme
muhteşem : ihtişamlı, görkemli
muntazam : düzenli
muvazene : karşılaştırma
nebâtât : bitkiler
nisbet : oran, kıyas
noksaniyet : eksiklik
semâ : gök
serd etmek : sözü peş peşe sıralamak
suret : şekil
tahkik : doğruluğunu araştırma
tefriş : döşeme
tesbit etme : sağlam şekilde yerleştirme
tezyin : süsleme
zemin : yeryüzü
Yükleniyor...