Block title
Block content
Muvazenesini muhafaza edip, tenasübünü idame edip, o hakaikın heyet-i mecmuasının tenasübünden hasıl olan hüsün ve cemâlin menbaından, Kur’ân’ın bir i’câz-ı mânevîsi neş’et eder.

İşte şu sırr-ı azîmdendir ki, ulema-i ilm-i kelâm, Kur’ân’ın şakirtleri oldukları halde, bir kısmı onar cilt olarak erkân-ı imaniyeye dair binler eser yazdıkları halde, Mutezile gibi aklı nakle tercih ettikleri için, Kur’ân’ın on âyeti kadar vuzuhla ifade ve kat’î ispat ve ciddî ikna edememişler. Adeta onlar, uzak dağların altında lâğım yapıp, borularla tâ âlemin nihayetine kadar silsile-i esbabla gidip orada silsileyi keser, sonra âb-ı hayat hükmünde olan marifet-i İlâhiyeyi ve vücud-u Vâcibü’l-Vücudu ispat ederler.

Âyet-i kerime ise, herbirisi birer asâ-yı Mûsâ gibi, her yerde suyu çıkarabilir, herşeyden bir pencere açar, Sâni-i Zülcelâli tanıttırır. Kur’ân’ın bahrinden tereşşuh eden Arabî Katre risalesinde ve sair Sözlerde şu hakikat fiilen ispat edilmiş ve göstermişiz.

İşte, hem şu sırdandır ki, bâtın-ı umura gidip, sünnet-i seniyyeye ittibâ etmeyerek, meşhudatına itimad ederek yarı yoldan dönen ve bir cemaatin riyasetine geçip bir fırka teşkil eden firak-ı dâllenin bütün imamları, hakaikın tenasübünü, muvazenesini muhafaza edemediğindendir ki, böyle bid’aya, dalâlete düşüp bir cemaat-i beşeriyeyi yanlış yola sevk etmişler. İşte bunların bütün aczleri, âyât-ı Kur’âniyenin i’câzını gösterir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Altıncı Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âb-ı hayat : hayat suyu
âlem : dünya
amelî : amelle ilgili
Arabî : Arapça
asâ-yı Mûsâ : Hz. Mûsâ’nın mu’cizeli deyneği
bahr : deniz
bâtın-ı umur : işlerin içyüzleri, görünmeyen yönleri
cemâl : güzellik
cidden : ciddî olarak
dünyevî : dünyayla ilgili
düstur : kural, prensip
erkân-ı hamse-i İslâmiye : İslâmın beş şartı
erkân-ı imaniye : imanın şartları
erkân-ı sitte-i imaniye : imanın altı şartı
hakaik : gerçekler, doğrular
hakikat : gerçek
hakikat-i câmia : çok mânâları içinde toplayan hakikat
hakikat-i ulviye : yüce gerçek
hasıl olmak : meydana gelmek
heyet-i mecmua : birşeyin geneli
marifet-i İlâhiye : Allah’ı bilme ve tanıma
Mutezile : aklı temel kabul ederek Kur’ân ve Sünneti kendi akıllarına uydurmaya çalışan ehl-i sünnet dışı batıl bir mezhep
nakl : Kur’ân-ı Kerim, hadis-i şerif gibi İslâmın asıl kaynakları
Sâni-i Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi, herşeyi san’atla yapan Allah
tereşşuh etmek : sızmak
ulema-i ilm-i kelâm : kelâm âlimleri
vücud-u Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah’ın varlığı
Yükleniyor...