Block title
Block content
اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الطَّيْرِ فَوْقَهُمْ صَاۤفَّاتٍ وَيَقْبِضْنَ مَايُمْسِكُهُنَّ اِلاَّ الرَّحْمَنُ اِنَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ بَصِيرٌ 1

ifade ettikleri hakikat-i rahîmâne-i müdebbirâneyi

وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا 2

ifade ettiği hakikat-i azîme ile

وَهُوَ مَعَكُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ 3

ifade ettiği hakikat-i rakîbâneyi

هُوَ اْلاَوَّلُ وَاْلاٰخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْباَطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ 4

ifade ettiği hakikat-i muhita gibi

وَلَقَدْ خَلَقْنَا اْلاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ 5

ifade ettiği akrebiyeti

تَعْرُجُ الْمَلٰۤئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ اَلْفَ سَنَةٍ 6

işaret ettiği hakikat-i ulviyeyi

اِنَّ اللهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَاْلاِحْسَانِ وَاِيتَاۤئِ ذِى الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاۤءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْىِ 7

ifade ettiği hakikat-i câmia gibi bütün uhrevî ve dünyevî, ilmî ve amelî erkân-ı sitte-i imaniyenin herbirisini tafsilen, erkân-ı hamse-i İslâmiyenin herbirisini kasten ve cidden ve saadet-i dâreyni temin eden bütün düsturları görür, gösterir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Üzerlerinde dizi dizi kanat çırpıp duran kuşları da mı görmüyorlar? Onları havada tutan Rahmân’dan başkası değildir. O herşeyi hakkıyla görür.” Mülk Sûresi, 67:19.
2 : “Onun hâkimiyet ve saltanatı gökleri ve yeri kuşatmıştır. Gökleri ve yeri tasarrufu altında tutmak Onun kudretine ağır gelmez.” Bakara Sûresi, 2:255.
3 : “Nerede olsanız O sizinledir.” Hadid Sûresi, 57:4.
4 : “O Evveldir, Âhirdir, Zâhirdir, Bâtındır. O herşeyi hakkıyla bilendir.” Hadid Sûresi, 57:3.
5 : “And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin ona ne vesvese verdiğini de biliriz. Çünkü Biz ona şahdamarından daha yakınız.” Kaf Sûresi, 50:16.
6 : “Melekler ve Cebrâil, elli bin sene uzunluğunda olan bir günde, Allah’ın emrini almak üzere Arşa yükselirler.” Meâric Sûresi, 70:4.
7 : “Allah adaleti, iyilik yapmayı ve iyi kullukta bulunmayı, akrabaya ikram etmeyi emreder; fuhşiyâtı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar.” Nahl Sûresi, 16:90.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Altıncı Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

akrebiyet : çok yakınlık; Allah’ın kula yakınlığı
hakikat-i azîme : büyük gerçek
hakikat-i azîme-i hâkimâne-i âmirâne : büyük bir âmire ve hâkime yakışan büyük hakikat
hakikat-i kerîmâne : ihsan ve ikramda bulunma gerçeği
hakikat-i muhita : herşeyi kuşatan gerçek
hakikat-i rahîmâne-i müdebbirâne : merhamet ve tedbirle iş gören bir zâta yakışan hakikat
hakikat-i rakîbâne : herşeyi gözetleyen bir zâta yakışan hakikat
Yükleniyor...