Block title
Block content
Hem, bizzarure, madde lüb değil, esas değil, müstekar değil ki, işler ve kemâlât ona takılsın, ona bina edilsin. Belki yarılmaya, erimeye, yırtılmaya müheyyâ bir kışırdır, bir kabuktur ve köpüktür ve bir surettir.

Görülmüyor mu ki, gözle görülmeyen hurdebinî bir hayvanın ne kadar keskin duyguları var ki, arkadaşının sesini işitir, rızkını görür, gayet hassas ve keskin hisleri vardır. Şu hal gösteriyor ki, maddenin küçülüp inceleşmesi nisbetinde âsâr-ı hayat tezayüd ediyor, nur-u ruh teşeddüt ediyor. Güya madde inceleştikçe, bizim maddiyatımızdan uzaklaştıkça, ruh âlemine, hayat âlemine, şuur âlemine yaklaşıyor gibi, hararet-i ruh, nur-u hayat daha şiddetli tecellî ediyor.

İşte, hiç mümkün müdür ki, bu madde perdesinde bu kadar hayat ve şuur ve ruhun tereşşuhâtı bulunsun; o perde altında olan âlem-i bâtın, zîruh ve zîşuurlarla dolu olmasın? Hiç mümkün müdür ki, şu maddiyat ve âlem-i şehadetteki mânânın ve ruhun ve hayatın ve hakikatin şu hadsiz tereşşuhâtı ve lemeat ve semerâtının menâbii, yalnız maddeye ve maddenin hareketine ircâ edilip izah edilsin? Hâşâ ve kat’â ve asla! Bu hadsiz tereşşuhat ve lemeat gösteriyor ki, şu âlem-i maddiyat ve şehadet ise, âlem-i melekût ve ervah üstünde serpilmiş tenteneli bir perdedir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Sekizinci Söz / Sonraki Risale: Otuzuncu Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i bâtın : görünmeyen, iç âlem
âlem-i melekût ve ervah : görünmeyen mânâ ve ruhlar âlemi
âsâr-ı hayat : hayat eserleri, işaretleri
bina etme : üzerine kurma
bizzarure : zorunlu olarak
ehl-i akıl : akıl sahibi kimseler
ehl-i nakil : geçmiş bilgileri nakledenler
hararet-i ruh : ruhun sıcaklığı
hurdebinî : gözle görülmeyecek kadar küçük, mikroskobik
hükema-i işrâkıyyun : bilginin kaynağının mânevî aydınlanma, sezgi ve ilham olduğu görüşünü savunan filozoflar
icmâ-ı mânevî : mânevî fikir birliği
ircâ : döndürme, yönlendirme
kat’a : kesinlikle
kemâlât : mükemmellikler, üstünlükler
kışır : kabuk
lemeat : parıltılar
lüb : öz, iç
menâbi : kaynaklar
meşâiyyun : Aristo geleneğini izleyen felsefeciler
müheyyâ : hazır
müstekar : yerleşmiş, sabit
nisbet : oran
nur-u hayat : hayat nuru
nur-u ruh : ruhun nuru
ruhanî : maddî yapısı olmayan ve gözle görülemeyen ruh âlemine ait varlık
semerât : meyveler
sübut : sabit olma, kesin olarak var olma
tentene : tül gibi
tereşşuhât : sızıntılar
teşeddüt etme : şiddetlenme
tezayüd etme : ziyadeleşme
Yükleniyor...