Block title
Block content
Hem hiç mümkün müdür ki, o hads-i kat’î, o yakîn-i şuhudî hadsiz emarelerden ve o emareler hadsiz müşahedat vakıalarından ve o müşahedat vakıaları, şeksiz ve şüphesiz, mebâdi-i zaruriyeye istinad etmesin?

Öyle ise, şu ehl-i edyandaki bu itikadat-ı umumiyenin sebebi ve senedi, tevatür-ü mânevî kuvvetini ifade eden pek çok kerrat ile melâike müşahedelerinden ve ruhanîlerin rüyetlerinden hasıl olan mebâdi-i zaruriyedir, esâsât-ı kat’iyedir.

Hem hiç mümkün müdür, hiç makul müdür, hiç kabil midir ki, hayat-ı içtimaiye-i beşeriye semâsının güneşleri, yıldızları, ayları hükmünde olan enbiya ve evliya, tevatür suretiyle ve icmâ-ı mânevî kuvvetiyle ihbar ettikleri ve şehadet ettikleri melâike ve ruhaniyatın vücutları ve müşahedeleri bir şüphe kabul etsin, bir şekke medar olsun?

Bahusus onlar şu meselede ehl-i ihtisastırlar. Malûmdur ki, iki ehl-i ihtisas, binler başkasına müreccahtırlar. Hem şu meselede ehl-i ispattırlar. Malûmdur ki, iki ehl-i ispat, binler ehl-i nefiy ve inkâra müreccahtırlar.

Ve bilhassa, kâinat semâsında daim parlayan ve hiçbir vakit gurub etmeyen, âlem-i hakikatin şemsü’ş-şumusu olan Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın ihbaratı ve risalet güneşi olan Zât-ı Ahmediyenin (a.s.m.) şehâdâtı ve müşahedâtı, hiç kabil midir ki, bir şüphe kabul etsin?

Madem tek bir ruhaniyatın vücudu bir zamanda tahakkuk etse, şu nev’in umumen tahakkukunu gösteriyor. Ve madem şu nev’in vücudu tahakkuk ediyor. Elbette onların suret-i tahakkukunun en ahseni, en makulü, en makbulü, şeriatin şerh ettiği gibidir, Kur’ân’ın gösterdiği gibidir, Sahib-i Miracın gördüğü gibidir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Sekizinci Söz / Sonraki Risale: Otuzuncu Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahsen : en güzel
âlem-i hakikat : gerçek âlem
bilhassa : özellikle
cüz’iyat : küçük, ferdî şeyler
daim : devamlı, sürekli
ehl-i edyan : din sahipleri, dine inananlar
ehl-i ihtisas : konusunda uzman olan kimse
ehl-i ispat : ispat edenler, doğruyu ortaya çıkaranlar
ehl-i nefiy ve inkâr : inkâr edenler, reddedenler
emare : işaret, belirti
enbiya : peygamberler
esâsât-ı kat’iye : kesin esaslar
evliya : veliler, Allah dostları
hayat-ı içtimaiye-i beşeriye : insanlığın toplumsal hayatı
icmâ-ı mânevî : mânevî fikir birliği
ihbar etme : haber verme
ihbarat : haber vermeler
istinad : dayanma
itikadat-ı umumiye : çoğunluğun, genelin inançları
kabil : mümkün, olabilir
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kerrat : defalarca
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân : ifade ve açıklamalarıyla mu’cize olan Kur’an
makbul : kabul olunan
mebâd-i zaruriye : zorunlu prensipler ve temel bilgiler
medar : vesile, sebep
melâike : melekler
mevcudat : varlıklar
müreccah : tercih edilir
müşahedat : gözlemleme, görme
müşahede : görme
nazar-ı dikkat : dikkatli bakış
Sahib-i Mirac : Miraca çıkan Peygamberimiz (a.s.m.)
semâ : gök
suret : şekil, biçim
suret-i tahakkuk : gerçekleşme şekli
şehâdât : şahitlikler
şehadet : şahitlik
şek : şüphe
şemsü’ş-şumus : güneşler güneşi
şerh : açıklama
şeriat : Allah tarafından bildirilen kanun ve hükümler, din
Yükleniyor...