Block title
Block content
Evet, şu mevcudata; zerrelerden güneşlere kadar, fertler olsun, neviler olsun, küçük olsun, büyük olsun,

•semerat ve gayatla ve faideler ve maslahatlarla münakkaş bir kumaş-ı hikmetten muhteşem bir gömlek giydirilmiş,

•ve o hikmetnümâ suret gömleği üstünde, lütuf ve ihsan çiçekleriyle müzeyyen bir hulle-i inâyet, herşeyin kametine göre biçilmiş,

•ve o müzeyyen hulle-i inâyet üzerine, tahabbüb ve ikram ve tahannün ve in’âm lem’alarıyla münevver rahmet nişanları takılmış,

•ve o münevver ve murassâ nişanları ihsan etmekle beraber, zeminin yüzünde bütün zevilhayatın taifelerine kâfi, bütün hâcetlerine vâfi bir sofra-i rızk-ı umumî kurulmuştur.

İşte şu iş, güneş gibi âşikâre, nihayetsiz Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rezzâk bir Zât-ı Zülcemâle işaret edip gösteriyor.

Öyle mi? Herşey rızka muhtaç mıdır?

Evet. Bir fert, rızka ve devam-ı hayata muhtaç olduğu gibi, görüyoruz ki, bütün mevcudat-ı âlem, bahusus zîhayat olsa, küllî olsun, cüz’î olsun, küll olsun, cüz olsun, vücudunda, bekàsında, hayatında ve idame-i hayatta maddeten ve mânen çok metâlibi var, çok levâzımâtı var. İftikarâtı ve ihtiyâcâtı öyle şeylere var ki, en ednâsına o şeyin eli yetişmediği, en küçük matlubuna o şeyin kuvveti kâfi gelmediği bir halde, görüyoruz ki, bütün metâlibi ve erzak-ı maddiye ve mâneviyesi, مِنْ حَيْثُ لاَ يَحْتَسِبُ 1 ummadığı yerlerden kemâl-i intizamla ve vakt-i münasipte ve lâyık bir tarzda, kemâl-i hikmetle ellerine veriliyor. İşte bu iftikar ve ihtiyac-ı mahlûkat ve bu tarzda imdad ve iâne-i gaybiye, acaba güneş gibi bir Mürebbî-i Hakîm-i Zülcelâli, bir Müdebbir-i Rahîm-i Zülcemâli göstermiyor mu?

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Hiç ummadığı yerlerden…” Talâk Sûresi, 65:3.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âşikâre : açıkça
cüz : parça
cüz’î : ferd, birey
ednâ : en aşağı
erzak-ı maddiye ve mâneviye : maddi ve mânevî rızıklar
gayat : gayeler
hikmetnümâ : hikmetli
hulle-i inâyet : inâyet elbisesi
idame-i hayat : hayatı devam ettirme
iftikarât : fakirlik, yoksulluk
ihsan : iyilik, bağış
ihtiyâcât : ihtiyaçlar
ihtiyac-ı mahlûkat : yaratıkların ihtiyacı
in’am : nimetlendirme
kâfi : yeterli
kamet : boy, endam
kemâl-i hikmet : mükemmel, tam bir hikmet
kemâl-i intizam : tam ve mükemmel bir düzenlilik
Kerîm : sınırsız ikram, ihsan ve cömertlik sahibi Allah
kumaş-ı hikmet : hikmet kumaşı
küllî : fertlerden oluşan topluluk, tür, cins
lem’a : parıltı
levâzımat : gerekli olan şeyler
lütuf : iyilik, ikram
maddeten : maddî olarak
mânen : mânevî olarak
matlub : istek
metâlib : istekler
mevcudat : varlıklar
mevcudat-ı âlem : kâinattaki varlıklar
min haysü lâ yahtesib : umulmadık bir şekilde
muhteşem : görkemli, ihtişamlı
murassâ : süslenmiş
münakkaş : nakışlı
münevver : nurlu, aydınlanmış
müzeyyen : süslü
nihayetsiz : sonsuz
nişan : işaret
Rahîm : rahmeti herşeyi kuşatan Allah
rahmet : şefkat, merhamet
Rezzak : bütün canlıların rızkını veren Allah
semerat : meyveler, neticeler
sofra-i rızk-ı umumî : herkesin yararlandığı rızık sofrası
suret : görüntü
tahabbüb : kendini sevdirme
tahannün : şefkat etme
taife : topluluk
vâfi : yeterli
vakt-i münasip : uygun zamanda
Zât-ı Zülcemâl : sonsuz güzellik sahibi Zât, Allah
zevilhayat : canlılar
Yükleniyor...