Block title
Block content
Diğeri, hem ahmak, hem mağrur olduğundan, yükünü yere bırakmıyor. Ona denildi:

“Ağır yükünü gemiye bırakıp rahat et.”

O dedi: “Yok, ben bırakmayacağım. Belki zayi olur. Ben kuvvetliyim; malımı belimde ve başımda muhafaza edeceğim.”

Yine ona denildi: “Bizi ve sizi kaldıran şu emniyetli sefine-i sultaniye daha kuvvetlidir, daha ziyade iyi muhafaza eder. Belki başın döner, yükünle beraber denize düşersin. Hem gittikçe kuvvetten düşersin. Şu bükülmüş belin, şu akılsız başın, gittikçe ağırlaşan şu yüklere takat getiremeyecek. Kaptan dahi, eğer seni bu halde görse, ya divanedir diye seni tard edecek; ya “Haindir, gemimizi itham ediyor, bizimle istihzâ ediyor. Hapsedilsin” diye emredecektir. Hem herkese maskara olursun. Çünkü, ehl-i dikkat nazarında zaafı gösteren tekebbürünle, aczi gösteren gururunla, riyayı ve zilleti gösteren tasannuunla kendini halka müdhike yaptın. Herkes sana gülüyor” denildikten sonra o biçarenin aklı başına geldi. Yükünü yere koydu, üstünde oturdu. “Oh, Allah senden razı olsun. Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum” dedi.

İşte, ey tevekkülsüz insan! Sen de bu adam gibi aklını başına al, tevekkül et. Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hadisenin karşısında titremekten ve hodfuruşluktan ve maskaralıktan ve şekavet-i uhreviyeden ve tazyikat-ı dünyeviye hapsinden kurtulasın.

DÖRDÜNCÜ NOKTA

İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder.

Şu meselenin binler delillerinden, yalnız hayvan ve insanın dünyaya gelmelerindeki farkları, o meseleye vâzıh bir delildir ve bir burhan-ı kàtıdır. Evet, insaniyet, iman ile insaniyet olduğunu, insan ile hayvanın dünyaya gelişindeki farkları gösterir. Çünkü, hayvan, dünyaya geldiği vakit, adeta başka bir âlemde tekemmül etmiş gibi, istidadına göre mükemmel olarak gelir, yani gönderilir. Ya iki saatte, ya iki günde veya iki ayda bütün şerâit-i hayatiyesini ve kâinatla olan münasebetini ve kavânîn-i hayatını öğrenir, meleke sahibi olur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi İkinci Söz / Sonraki Risale: Yirmi Dördüncü Söz

Bölümler

Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz
acz : âcizlik, güçsüzlük
âlem : dünya
biçare : çaresiz, zavallı
burhan-ı kâtı : sağlam, keskin delil
divane : deli
dua : Allah’a yalvarma, yakarma
ehl-i dikkat : dikkat sahipleri
emniyetli : güvenli
hodfuruşkluk : kendini beğendirmeye çalışmak
istidad : kabiliyet, yetenek
istihzâ : alay etme
itham : suçlama
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kavânîn-i hayat : hayat yasaları, kanunları
küfür : inkâr, inançsızlık
mağrur : gururlu
maskara : gülünç, rezil
meleke : maharet, kabiliyet
muhafaza : koruma
müdhike : gülünç, komedi
münasebet : bağlantı, ilişki
nazar : bakış, dikkat
riya : gösteriş
sefine-i sultaniye : hükümdarlık gemisi
şekavet-i uhreviye : âhiretteki mutsuzluk
şerâit-i hayatiye : hayat şartları
takat : güç, kuvvet
tard : kovma
tasannu : yapmacık
tazyikat-ı dünyeviye : dünyadaki sıkıntılar
tekebbür : büyüklenme, gururlanma
tekemmül : mükemmelleşme, olgunlaşma
tevekkül : Allah’a dayanma ve güvenme
vâzıh : açık, âşikar
vazife-i asliye : asıl vazife
zaaf : zayıflık
zayi : kayıp, ziyan
zillet : alçaklık, aşağılık
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...