Block title
Block content
Elhasıl: Sair enbiya aleyhimüsselâmın mu’cizatları, birer havârık-ı san’ata işaret ediyor. Ve Hazret-i Âdem Aleyhisselâmın mu’cizesi ise, esâsât-ı san’at ile beraber, ulûm ve fünunun havârık ve kemâlâtının fihristesini bir suret-i icmâlîde işaret ediyor ve teşvik ediyor.

Amma, mu’cize-i kübrâ-yı Ahmediye (a.s.m.) olan Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan ise, tâlim-i esmânın hakikatine mufassalan mazhariyetini, hak ve hakikat olan ulûm ve fünunun doğru hedeflerini ve dünyevî, uhrevî kemâlâtı ve saâdâtı vâzıhan gösteriyor. Hem pek çok azîm teşvikatla beşeri onlara sevk ediyor.

Hem öyle bir tarzda sevk eder, teşvik eder ki, o tarzla şöyle anlattırıyor: “Ey insan! Şu kâinattan maksad-ı âlâ, tezahür-ü Rububiyete karşı, ubûdiyet-i külliye-i insaniyedir. Ve insanın gaye-i aksâsı, o ubûdiyete ulûm ve kemâlâtla yetişmektir.”

Hem öyle bir surette ifade ediyor ki, o ifade ile şöyle işaret eder: “Elbette nev-i beşer âhir vakitte ulûm ve fünuna dökülecektir, bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise ilmin eline geçecektir.”

Hem o Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, cezâlet ve belâğat-i Kur’âniyeyi mükerreren ileri sürdüğünden, remzen anlattırıyor ki: “Ulûm ve fünûnun en parlağı olan belâğat ve cezâlet, bütün envâıyla âhir zamanda en merğub bir suret alacaktır. Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için en keskin silâhını cezâlet-i beyandan ve en mukavemetsûz kuvvetini belâğat-i edâdan alacaktır.”
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir vakit : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi
aleyhimüsselâm : Allah’ın selâmı onların üzerine olsun
belâğat : maksada ve hale uygun düzgün ve güzel söz söyleme
belâğat-i edâ : üslup ve ifadedeki belâğat
cezâlet : güzel ve akıcı ifade
cezâlet-i beyan : anlatım ve ifadedeki akıcılık, güzellik
esâsât-ı san’at : san’at esasları
fünûn : fenler, ilimler
havârık-ı san’at : san’at harikaları
hazine-i kemâlât : mükemmellikler hazinesi
icra ettirmek : yaptırmak
ittihaz etmek : edinmek
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : açıklamalarıyla mu’cize olan Kur’ân
mu’cize : bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şey
mu’cize-i kübrâ-yı Ahmediye : Hz. Muhammed’in en büyük mu’cizesi
mufassalan : ayrıntılı olarak
mukavemetsûz : karşı konulmaz, direnilmez
mükerreren : tekrarla, defalarca
nazargâh-ı enâm : insanların gözü önüne
netice-i hilkat-i insaniye : insanın yaratılış neticesi
remzen : işareten
saâdât : mutluluklar
suret-i icmâlî : kısa ve özlü bir şekil
tâlim-i esmâ : Hz. Âdem’e Allah tarafından isimlerin öğretilmesi
tezahür-ü Rububiyet : Rububiyetin görünmesi
ubûdiyet-i külliye-i insaniye : insanın geniş ve kapsamlı kulluğu
vâzıhan : açıkça
Yükleniyor...