Block title
Block content
1 اَللّٰهُمَّ صَلّ ِعَلٰى مُحَمَّدٍنِالَّذِى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِكَ

Evet, sirâc-ı vehhac, burhan-ı katı’ odur.

Öyle ise onu tanımalıyız. Ve o zât ne derece ulvî, parlak olduğunu bunun ile kıyas edilir ki; 2 اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ sırrınca bütün ümmetinin bütün hasenâtının bir misli onun kefe-i hasenâtına ilâve edilmiştir.

Mânevî bir cazibe-i umumîyi andıran hidayet ve irşadından her bir fert ne kadar feyz ve nur almışsa, bir misli o Zât-ı Şerife in’ikas etmiştir.

İşte derece-i kemâlât gayr-i mütenahî, onun ruhundaki istidat ve kabiliyet nihayetsiz, muhit-i enfüsî olan zâtından başka, ümmetinin âfâkından gelen esbâb-ı inkişaf hadsiz olduğundandır ki; Hakikat-i Muhammediye (a.s.m.) âlem-i imkânda en râsih, en râcih hakikat olduğunu ehl-i keşf ittifak etmişlerdir. Nasıl bazen cüz’î bir tereşşuh, uzak menbadan suyun gelmesine delil ve sakatlık olmadığına şahid olur. Öyle de küçük bir emare, büyük bir hakikati ihsas edebilir. Madem ki hadsiz ehl-i kemâl onun minhâc-ı cedvelinden zülâl-i hayatı içmişlerdir. Bizzarure gösterir ki; nurdan yapılmış o boru ve hakikatta kazılmış o ark, doğru menbâdan gelir. İnhiraf ve sakatlık yoktur. Şimdi o zâtı bize tanıttıracak pek çok sâdık muhbirler vardır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Allah’ım! Senin Vücub-u Vücuduna delâlet eden Muhammed’e (a.s.m.) salât ve selâm et.
2 : Birşeye sebep olan onu yapan gibidir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âfâk : ufuklar, geniş daire
âlem-i imkân : varlığıyla yokluğu eşit olan; her an olması veya olmaması imkân dahilinde bulunan âlem
Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun
burhan-ı katı' : kesin ve sarsılmaz delil, kanıt
cazibe-i umumî : genel çekim gücü
cemi-i enbiya : bütün peygamberler
cemi-i mu'cizat : bütün mu’cizeler; Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını âciz ve hayrette bırakan olağanüstü hâller, fiiller, eserler
cüz’î : az
derece-i kemâlât : olgunluk ve mükemmelliklerin derecesi
ehl-i kemâl : insanlık açısından yaratılış gayelerinin gereği olarak yüksek mânevî derecelere ulaşan kişiler
ehl-i keşf : görünmeyen ve bilinmeyen âlemlere ait olan hakikatleri Cenâb-ı Allah’ın lütfu ve yardımıyla keşfeden kimseler
ekmel : en mükemmel ve en olgun
emare : belirti, iz
enbiya : peygamberler
esbâb-ı inkişaf : gizli kalmış hakikatlerin ortaya çıkmasını sağlayan sebepler
feyz : mânevî bolluk, ilim ve irfan
gayr-i mütenahî : sonsuz, sınırsız
hadsiz : sınırsız
hakikat : gerçek
Hakikat-i Muhammediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) hakikati, mânevî şahsiyeti
hasenât : güzel davranışlar ve işler
hidayet : doğru ve hak olan yolu gösterme, İslâmiyet
ihsas etme : hissettirme
in’ikas etme : yansıma
irşad : doğru ve hak yolu gösterme
istidad : yetenek
ittifak etme : aynı noktada birleşme
kefe-i hasenât : iyiliklerin tartıldığı İlâhî terazi kefesi
medar-ı nübüvvet : peygamberliğin belirgin özellikleri, peygamber oluşun temel göstergeleri
menba’ : kaynak, su kaynağı
minhâc-ı cedvel : hareket metodu olarak takip edilen çizgi ve yol
mu’cize : Allah tarafından verilen ve bir benzerini yapma hususunda insanların âciz kaldığı olağanüstü şey
muhit-i enfüsî : kapsamlı olan kendi dünyası; kâinattaki bütün mükemmelliklerin ve olgun hâsiyetlerin kapsamlı bir nümunesi hükmünde olan kendi zâtı ve iç dünyası
nebî : peygamber
nihayetsiz : sonsuz
râcih : tercih edilen; baskın, üstün
râsih : sağlam; sarsılmaz temeller üzerine kurulu olan
sirâc-ı vehhac : etrafını aydınlatan, ışık saçan lamba; getirdiği dinle tüm karanlıkları iman nuruyla aydınlatan Hz. Muhammed (a.s.m.)
tereşşuh : sızıntı
ulvî : yüce
ümmet : Hz. Peygambere (a.s.m.) inanıp onun yolundan giden mü’minler
Zât-ı Şerif : çok yüksek bir şeref sahibi olan Zât; Hz. Muhammed (a.s.m.)
zülâl-i hayat : hayat kaynağı olan saf ve tatlı su
Yükleniyor...