1 اَللهُ الصَّمَدُ Tevhid-i rububiyete remizdir.

2 اَىْ: لاَ خَالِقَ وَلاَ رَبَّ اِلاَّ هُوَ ve tevhid-i ceberûta telvihdir.

3 لَمْ يَلِدْ Tevhid-i celâle telmihdir. Şirkin envâını reddeder. Yani: tağayyür veya tecezzî veya tenasül eden ilâh olamaz. Ukûl-u aşere, veya melâike, veya Îsâ, veya Üzeyr’in velediyetini dava eden şirkleri reddeder.

4 وَلَمْ يُولَدْ İsbat-ı Ezelîyet ile tevhiddir. Esbabperest, nücumperest, sanemperest, tabiatperestin şirkini reddeder. Yani, hâdis veya bir asıldan munfasıl veya bir maddeden mütevellid ilâh olamaz.

5 وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ câmi bir tevhiddir. Yani, zâtında, sıfâtında ef’âlinde nazîri, şerîki, şebîhi yoktur.

6 لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ Şu sûrede yedi merâtib-i tevhidi tazammun eden altı cümle mütenâticedir. Her biri ötekinin burhanıdır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah Samed’dir; herşey Ona muhtaçtır, O ise hiçbirşeye muhtaç değildir.” İhlâs Sûresi: 112:2.
2 : Yani: Aslâ Ondan başka Hâlık ve Rab yoktur.
3 : “O doğurmamıştır.” İhlâs Sûresi, 112:3.
4 : “O doğmamıştır.” İhlâs Sûresi, 112:3.
5 : “Ve hiçbirşey Onun dengi değildir.” İhlâs Sûresi, 112:4.
6 : “Onun hiçbir benzeri yoktur. O herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” Şûrâ Sûresi, 42:11.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

burhan : güçlü ve sarsılmaz delil
câmi : kapsamlı, toplayıcı, kuşatıcı
ef’âl : fiiller
envâ : türler, çeşitler
esbabperest : sebeplere tapan
hâdis : sonradan var olan
isbat-ı Ezelîyet : Allah’ın, başlangıcı olmayan sonsuz bir varlık olduğunun ispatı
melâike : melekler
merâtib-i tevhid : tevhid mertebeleri
munfasıl : ayrılan, ayrılıp gelen
mütenâtice : birbirini netice veren, ortaya çıkaran
mütevellid : doğmuş olan
nazîr : benzer, eş
nücumperest : yıldızlara tapan
remz : gizli bir mânâyı ince bir işaretle gösterme
sanemperest : putlara tapan, putperest
sıfât : sıfatlar, İlâhî sıfatlar
şebîh : benzer
şerîk : ortak
şirk : Allah’a ortak koşmak
tabiatperest : tabiata tapan
tağayyür : başkalaşma, değişikliğe uğrama
tazammun etme : içine alma, kapsama
tecezzî : bölünme, parçalanma
telmih : dolaylı olarak işaret etmek
telvih : göstermek, işaret etmek
tenasül etme : üreme; doğma, doğurma
tevhid : birleme; herşeyi bir olan Allah’a verme ve Ona ait kılma
tevhid-i ceberût : kâinatın simasına akseden azamet, kibriya, haşmet, kudret gibi yüce sıfatları bir olan Allah’a verme ve Ona ait kılma
tevhid-i celâl : kâinatın simasına yansımış olan haşmet ve heybeti bir olan Allah’a verme ve Ona ait kılma
tevhid-i rububiyet : kâinatın, yaratılma, terbiye, tedbir, idare ve egemenlik gibi hususlarını bir olan Allah’a verme ve Ona ait kılma
ukûl-u aşere : on akıl
velediyet : oğulluk, evlatlık
Yükleniyor...