Block title
Block content
İkinci Şuâ

Zât-ı Nûrânîsine Müracaat

Mukaddeme

Delil-i sıdk, hârika olmak lâzım değildir. Resul-ü Ekremin her bir fiilinde ve her bir hâlinde, her bir kâlinde sıdk lemeân eder. Fakat her hâli hârika olmak lâzım değildir. Zira hârika izharı, tasdik-i müddea içindir. Hacet olmadığı veya münasip olmadığı vakitte cereyan-ı umumiyeye mutâbaatla âdatullahın kavâninine destedâd-ı teslim oluyor. Ve öyle olmak gerektir.

Evet, Peygamberin delil-i sıdkı, her bir hareket, her bir hâlidir. Nebiyy-i Kureyşî’nin her bir hâli ve hareketi mazbut-u ümmettir. Çünkü menabi-i şeriattır. Evet her bir hareketinde adem-i tereddüd; ve muterizlere adem-i iltifat; ve muarızlara adem-i mübâlât; ve muhalif olanlardan adem-i tahavvufu “sıdkını” ve ciddiyetini gösteriyor. Hem de evamirinde hakikatin ruhuna olan isabeti, hakkıyetini gösterir.

Elhâsıl: Hileyi ve adem-i vüsûku ve itminansızlığı îma eden tahavvuf ve tereddüt ve telaş ve mübâlât gibi umurlardan müberra iken, bilâperva ve kuvvet-i itminanla en hatarlı makamlarda olan hareketi ve nihayette olan “isabeti” ve iki âlemde semere verecek olan zîhayat kaideleri harekatıyla tesis ettiğine binaen; her bir fiil ve her bir tavrının iki taraftan, yani bidayet ve nihayetten ciddiyeti ve sıdkı nazar-ı ehl-i dikkate arz-ı didar ediyor. Bahusus mecmu-u harekâtının imtizacından ciddiyet, hakkıyet şu’le-i cevvale gibi; ve in’ikasatından ve muvâzenatından sıdk ve isabet berk-i lâmi’ gibi tezahür ve tecelli ediyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âdatullah : Allah’ın âdetleri, kâinata koyduğu kanunları
adem-i iltifat : yüz vermeme, kale almama
adem-i mübâlât : aldırış etmeme
adem-i tahavvuf : korkusuzluk
adem-i tereddüd : tereddütsüz, şüphesiz
adem-i vüsûk : güvensizlik, itimatsızlık
bidayet ve nihayet : birşeyin başlangıcı ve sonu
bilâperva : pervasızca hareket etme
binaen : bu sebepten dolayı, buna dayanarak
cereyan-ı umumiye : genel akış, gidişat
ciddiyet : ciddilik, hafife almaktan ve sunîlikten uzaklık
delil-i sıdk : sıdkın, doğruluğun delili
destedâd-ı teslim : bir otoritenin ellerine teslim olma
elhâsıl : özet olarak
evamir : işler
hacet : ihtiyaç
hakikatin ruhu : gerçeğin ruhu, özü, aslı ve esası
hakkıyet : doğruluk
hâl : durum, vaziyet
harekat : hareketler, davranışlar
hârika : olağanüstü
hatarlı : tehlikeli
îma etme : dolaylı ifadelerle işarette bulunma
itminansızlık : güvensizlik, gönül rahatlığı içinde güvenememe
izhar : ortaya koyma, gösterme
kâl : söz, ifade
kavânin : kanunlar
kuvvet-i itminan : güçlü bir güven, tam bir kalp rahatlığı
lemeân etme : parlama, parıldama
mazbut-u ümmet : aynen yazıya geçirdiği
menabi-i şeriat : İslâm kanunlarının kaynakları
muarız : karşı çıkan
muhalif : karşıt, karşı görüşte olan
mukaddeme : giriş, önsöz
mutâbaat : uyum, uygunluk
muteriz : itirazcı, itiraz eden
mübâlât : dikkatli davranma
müberra : arınmış, uzak
münasip : uygun
müracaat : başvuru
Nebiyy-i Kureyşî : Kureyş kabilesinden olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
nihayette olan : son sınırda, en üst derecede olan
Resul-ü Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
semere : meyve, netice
sıdk : doğruluk
şuâ : ışık kaynağından çıkan ışık huzmesi, ışın
tahavvuf : korkma
tasdik-i müddea : iddia edilen bir meseleyi onaylama, kabul etme
tereddüt : şüphe
tesis etme : kurma
umurlar : haller, durumlar, işler
Zât-ı Nûrânî : nurânî, nurlu Zât; Hz. Muhammed (a.s.m.)
zîhayat : canlı
Yükleniyor...