Block title
Block content
Şimdi mesele-yi âliye-i zâtiyeyi temaşa ve ziyaret etmekten evvel, dört nükteyi bilmek lâzımdır.

Birincisi:1 لَيْسَ الْكَحْلُ كَالتَّكَحُّلِ kaidesine binaen sun’î ve tasannuî olan birşey ne kadar mükemmel olsa da, tabiî yerini tutmadığından; hey’atının feletâtını, muzahrefiyetini imâ edecektir.

İkincisi: Ahlâk-ı âliyenin, hakikatin zeminiyle olan rabıta-i ittisali ciddiyettir. Ve deveran-ı dem gibi hayatlarını idame eden ve imtizaçlarından tevellüd eden haysiyet, kuvvet veren ve heyet-i mecmuasına intizam veren yalnız sıdktır.

Evet, şu rabıta olan sıdk ve ciddiyet kesildiği anda, o ahlâk-ı âliye kurur ve hebaen gidiyor.

Üçüncüsü: Umur-u mütenasibede temayül ve tecâzüb; ve eşya-yı mütezadda tenafür ve tedâfü kâide-i meşhûresi maddiyatta nasıl cereyan ediyor, mâneviyat ve ahlâkta dahi cereyan eder.

Dördüncüsü:2 لِلْكُلِّ حُكْمٌ لَيْسَ لِكُلٍّ Mecmuda bir kuvvet ve hasiyet var ki, eczada bulunmaz.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Fıtrî karagözlülük, sunî (yapma) karagözlülük gibi değildir.
2 : Bütünde bulunan hüküm, o bütünün hiç bir ferdinde tek başına yoktur.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahlâk-ı âliye : yüksek, üstün ahlâk
arz-ı didar etme : yüzünün güzelliğini gösterme
bahusus : özellikle
berk-i lâmi’ : parlak şimşek
binaen : bu sebepten dolayı, buna dayanarak
cereyan etme : meydana gelme
ciddiyet : ciddilik, hafife almaktan ve sunîlikten uzaklık
deveran-ı dem : kan dolaşımı
ecza : bir bütünün parçaları
eşya-yı mütezad : birbirine zıt şeyler
evvel : önce
feletât : yanlışlar, yanılmalar, sürçmeler, tutarsızlıklar
hakikat : gerçek
hakkiyyet : doğruluk
hasiyet : özellik
haysiyet : değer, şeref, itibar, kıymet
hebaen gitme : boşu boşuna gitme, zayi olma
hey’at : birşeyin hâl ve keyfiyetleri, yani birşeyin durum, vaziyet, özellik, nitelik, kalite, şekil gibi bütüncül olarak genel yapısı
heyet-i mecmua : birşeyi meydana getiren unsurların tamamı, genel yapısı
idame etme : sürdürme
imâ etme : dolaylı olarak ifadede bulunma
imtizaç : birbiriyle kaynaşma, uyuşma
in’ikasat : yansımalar
intizam : düzenlilik
kâide-i meşhûre : meşhur kaide, herkes tarafından bilinen kural
maddiyat : maddî olan şeyler
mâneviyat : mânevî olan şeyler
mecmu : birşeyin toplamı, bütünü
mecmu-u harekât : davranış ve hareketlerin tamamı
mesele-yi âliye-i zâtiye : Peygamber Efendimizin yüce zâtıyla ilgili mesele
muvâzenat : dengeler, dengeli ölçüler
muzahrefiyet : sahtecilik; süsleyip cilalamak sûretiyle aslı gibi, doğal gibi göstermeye çalışmak
nazar-ı ehl-i dikkat : dikkatli olan kimselerin gözü, bakışı, ilgisi
nükte : ince ve derin mânâ
rabıta : bağ
rabıta-i ittisal : bağlantı noktası
sıdk : doğruluk
sun'î : yapma
şu'le-i cevvale : sürekli hareket hâlinde etrafını aydınlatan ışık, alev
tasannuî : yapmacık
tecâzüb : birbirini çekme, cezbetme
tedâfü : birbirine karşı savunma vaziyeti alma
temaşa etme : seyretme
temayül : eğilim
tenafür : birbiriyle uyuşmama, nefretleşme
tevellüd etme : doğma, ortaya çıkma
tezahür ve tecelli etme : belirip ortaya çıkma ve yansıma
umur-u mütenasibe : birbirlerine uyumlu olan şeyler
Yükleniyor...