Block title
Block content
Acaba, bir sultanın birtek işareti yalan olmamak için bazan bir ordu hareket edip çarpıştığı halde, o pek ciddî ve izzetli sultanın binler sözleri ve vaadleri ve tehditlerini yalan çıkarmak hiçbir cihette kabil midir? Ve hakikatsız olmak mümkün müdür?

Acaba, on üç asırda fasılasız olarak hadsiz ruhlara, akıllara, kalblere, nefislere hak ve hakikat dairesinde hükmeden, terbiye eden, idare eden bu mânevî Sultan-ı Zîşânın birtek işareti böyle bir hakikati ispat etmeye kâfi iken, binler tasrihat ile bu hakikat-ı haşriyeyi gösterip ispat ettikten sonra, o hakikati tanımayan bir echel ahmak için Cehennem azabı lâzım gelmez mi? Ve ayn-ı adâlet olmaz mı?

Hem, birer zamana ve birer devre hükmeden bütün semavî suhuflar ve mukaddes kitaplar dahi, bütün istikbale ve umum zamanlara hükümran olan Kur’ân’ın tafsilâtla, izahatla, tekrarla beyan ve ispat ettiği hakikat-i haşriyeyi asırlarına ve zamanlarına göre o hakikatı kat’î kabul ile beraber, tafsilâtsız ve perdeli ve muhtasar birer surette beyan, fakat kuvvetli bir tarzda iddia ve ispatları, Kur’ân’ın dâvâsını binler imza ile tasdik ederler.

Bu bahsin münasebetiyle Risale-i Münâcâtın âhirinde: İmânûn bi’l-yevmi’l-âhir rüknüne sair rükünlerin, hususan rusül ve kütübün şehadetini, münacat suretinde zikredilen pek kuvvetli ve hülâsalı ve bütün evhamları izale eden bir hüccet-i haşriye aynen buraya giriyor. Şöyle ki, münacâtta demiş:
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yedinci Şuâ / Sonraki Risale: Onuncu Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aadem : yokluk
âhir : son
ahmak : aptal
ayn-ı adâlet : adâletin tâ kendisi
bâtıl : sahte, yalan, geçersiz
evham : vehimler, zanlar, kuşkular
fâni : geçici, ölümlü
hakikat : gerçek
hakikat-i haşriye : haşir gerçeği
hususan : özellikle
hüccet-i haşriye : haşrin delili
hülâsalı : kısa, özetlenmiş
imânûn bi’l-yevmi’l-âhir : “âhiret gününe iman”
istikbal : gelecek
izahat : açıklamalar
izale eden : gideren
izzetli : şerefli, değerli, yüce
kabil : mümkün, olabilir
kâfi : yeterli
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kat’î : kesin
kütüb : kitaplar
muhal : imkansız
muhtasar : kısa, özetlenmiş
nümune : örnek
Rabb-i Rahîm : sonsuz şefkat ve merhamet sahibi ve herşeyi terbiye ve idare eden Allah
rahîmâne : şefkatle, merhametle
Resûl-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi, Hz. Muhammed (a.s.m.)
rusül : resuller, peygamberler
rükün : esas, şart
sair : diğer
tasdik : doğrulama, onaylama
tasrihat : açık açık anlatmalar
tecelli : yansıma
umum : bütün
vaad : söz verme
Yükleniyor...