Block title
Block content
İşte, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm yemin ettiği vakit, en çok istimal ve tekrarla her zaman ferman ettiği şu 1 وَالَّذِى نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ kasemidir.

Ve bu kasem gösteriyor ki, şecere-i kâinatın en geniş dairesi ve en müntehâsı ve nihâyâtı ve teferruatı dahi Zât-ı Vâhid-i Ehad’in kudretiyle ve iradesiyledir.

Çünkü, mahlûkatın en müntehap ve en müstesnası olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın nefsi kendi kendine malik olmazsa ve ef’âlinde serbest bulunmazsa ve harekâtı başka bir ihtiyara bağlı ise, elbette hiçbir şey, hiçbir şe’n, hiçbir hal, hiçbir keyfiyet, cüz’î olsun küllî olsun, o muhît iktidarın, o şamil ihtiyarın daire-i tasarrufunun haricinde olamaz.

Evet, bu çok mânidar kasem-i Muhammedînin (a.s.m.) ifade ettiği, gayet muazzam ve muhît bir tevhid-i rububiyettir. Ve bu tevhidin ispatına dair yüz, belki bin bâhir burhanlar, sirâcü’n-nur olan Risale-i Nur’da beyan edildiğinden, bu hakikat-i âliyenin tafsilât ve ispatını ona havale ederek, bu İkinci Şuâ’da, muhtasar üç makam içinde, bu çok ehemmiyetli hakikat-i imaniyenin;

Birinci Makamı’nda, gayet lâtif ve tatlı ve çok kıymettar ve nurlu, hadsiz semerelerinden üç küllî meyvelerini gayet muhtasar bir surette beyanla, o meyvelere benim kalbimi sevk eden zevklerime ve hislerime işaret edilecek.

İkinci Makam’da ise, bu kudsî hakikatin üç küllî muktazîsi ve esbab-ı mucibesi beyan edilir. Ve o üç muktazî, üç bin muktazîlerin kuvvetindedirler.

Ve Üçüncü Makam’da, o hakikat-i tevhidiyenin üç alâmetleri zikredilecek. Ve o üç alâmet, üç yüz alâmet ve emare ve delil kuvvetindedirler.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Muhammed’in hayatı kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki..” Bu yeminin yalnız Buhari’de, on beş ayrı hadîste zikri geçmektedir. bk. Tecrîd-i Sarîh Tercemesi Kılavuzu: s.180. Ayrıca bk. Müsned: 4:16.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Sonraki Risale: İkinci Makam
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
bâhir : açık, âşikar
cüz’î : küçük, ferdî
daire-i tasarruf : tasarruf ve kullanım dairesi
ef’âl : fiiller, işler
emare : belirti
esbab-ı mucibe : bir şeyi gerektirici sebepler
ferman etmek : buyurmak
gayet : son derece
hadsiz : sayısız, sınırsız
hakikat-i âliye : yüksek, yüce gerçek
hakikat-i imaniye : imanî hakikat, gerçek
hakikat-i tevhidiye : Allah’ın bir ve tek olduğu ve ondan başka ilâh olmadığı gerçeği
ihtiyar : dileme, istek, irade
irade : dileme, tercih
istimal : kullanma
kasem : yemin
kasem-i Muhammedî : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) yemini
keyfiyet : durum, özellik
kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes
küllî : büyük, geniş kapsamlı
lâtif : güzel, hoş
mahlukât : yaratılmışlar, varlıklar
mâlik : sahip
mânidar : mânâlı, anlamlı
muazzam : azametli, çok büyük
muhît : her şeyi kuşatan
muhtasar : kısa, özet
muktazî : gerekçe, gerektirici sebep
müntehâ : en son
müntehap : seçkin
müstesnâ : benzeri olmayan
nefs : kişinin kendisi
nihâyât : sonlar
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
semere : meyve, netice
sirâcü’n-nur : nur lâmbası
suret : biçim, şekil
şamil : içine alan, kapsamlı
şe’n : hâl, iş
şecere-i kâinat : kâinat ağacı
tafsilât : ayrıntılar
teferruat : ayrıntılar
tevhid : birleme; Allah’ı bir olarak bilme ve ilân etme
tevhid-i rububiyet : varlık âleminin terbiye, tedbir ve idaresindeki birlik ve bu birliğin bir olan Allah’tan gelmesi
Zât-ı Vâhid-i Ehad : birliği herşeyi kaplayan ve kuşatan ve herbir şeyde görülen Zât; Allah
Yükleniyor...