Block title
Block content
İşte o kelâm-ı tevhidin on bir kelimesinden,

BİRİNCİ KELİME

1 لاَۤ إِلٰهَ اِلاَّ اللهُ tır. Bundaki hüccet ise matbu Âyetü’l-Kübrâ Risalesidir. O emsalsiz hüccetin harikalığı içindir ki, İmam-ı Ali (r.a.), Nurun eczalarından haber verdiği sırada 2 وَبِاْلاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنِّى مِنَ الْفَجَتِ deyip o Âyetü’l-Kübrâ’yı şefaatçi yaparak Nur şakirtlerinin Denizli hapsinde, o risalenin hem Ankara, hem Denizli Mahkemelerinde galebesiyle ve perde altında tesirli intişarıyla talebelerine beraat kazandırmaya sebep olduğu gibi, onun gizli tab’ı da, şakirtlerinin dokuz ay mevkufiyetlerine vesile olmasıyla İmam-ı Ali’nin (r.a.), hem keramet-i gaybiyesini, hem Nur şakirtlerinin bedeline duasını pek zâhir bir surette tasdik etti.

Evet, Âyetü’l-Kübrâ Şuâı, otuz üç icmâ-ı azîmi ve küllî hüccetleri mevcudatın heyet-i mecmuasında gösterip, herbir hüccet-i külliyede hadsiz burhanlara işaret ederek başta semâvât, yıldızlar kelimeleriyle; arz, hayvanat ve nebatat kelâmları ve cümleleriyle; git gide tâ kâinat mecmuası, müştemilât ve mevcudat ve hudûs ve imkân ve tagayyür hakikatlerinin kelimeleriyle Vâcibü’l-Vücudun mevcudiyetini ve vahdâniyetini güneş zuhurunda ve gündüz kat’iyetinde ispat ediyor. Sarsılmaz bir iman isteyen ve dinsiz anarşistliğe karşı kırılmaz bir kılıç arayanlar, Âyetü’l-Kübrâ’ya müracaat etsinler.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.”
2 : Ey Mevlâm! Âyetü’l-Kübrâ hürmetine, beni tüm sıkıntılardan kurtar.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Şuâ / Sonraki Risale: Birinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

anarşistlik : düzen tanımama, kargaşa çıkarma
Âyetü’l-Kübrâ : en büyük delil; Yedinci Şuâ
beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
burhan : mantıkî, kesin delil
ecza : kısımlar, bölümler
emsalsiz : benzersiz
galebe : üstün gelme
hadsiz : sınırsız
hakikat : gerçek
hayvanat : hayvanlar
heyet-i mecmua : hepsi birden, bütün ferdlerin bir arada olması
hudûs : sonradan meydana gelme, yok iken varlık kazanma
hüccet : güçlü delil, kanıt
hüccet-i külliye : büyük ve kapsamlı delil
icmâ-ı azîm : büyük fikir birliği
imkân : olabilirlik, varlığı ile yokluğu eşit olan ve varlığı Allah’ın var etmesine bağlı olan
intişar : yayılma
kâinat mecmuası : kâinat kitabı, bütün yaratılmışlar
kat’iyet : kesinlik
kelâm : söz, ifade
kelâm-ı tevhid : Allah’ın birliğini ifade eden söz
kerâmet-i gaybiye : bilinmeyen, gelecekle ilgili keramet
küllî : ferdleri içine alan, kapsamlı
matbu : basılmış
mevcudat : varlıklar
mevcudiyet : varlık, var olma
mevkufiyet : tutukluluk
münasip : uygun
müracaat : başvurma
müştemilât : içindekiler
nebatat : bitkiler
nükte : ince ve derin anlam
risale : mektup; Risale-i Nur’dan her bir bölüme verilen isim
semavat : gökler
suret : biçim, görünüş
şakirt : öğrenci, talebe
şefaatçi : Allah’ın izniyle şefaat eden, aracı olan
tab’ : basma, baskı
tagayyür : başkalaşma, değişme
tasdik : doğrulama, onaylama
tesirli : etkili
Vâcibü’l-Vücud : varlığı mutlaka gerekli olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Allah
vahdâniyet : Allah’ın bir ve benzersiz oluşu ve ortağının olmayışı
zâhir : açık, âşikar
zuhur : ortaya çıkma, görünme
Yükleniyor...