Block title
Block content
DOKUZUNCU KELİME

اٰمِينَ dir. Buna kısacık bir işaret: Madem 1 نَعْبُدُ … نَسْتَعِينُ deki ن, üç cemaat-ı azîmeyi, bilhassa âlem-i İslâm camiindeki muvahhidîn cemaatini, hususan o vakit namazda bulunan milyonlar cemaatini bize gösterip bizi içlerinde bulunduruyor ve dualarına ve söylediklerimizi aynen söylemeleriyle tasdiklerine ve bir nevi şefaatlerine hissedar olmamıza yol açıyor. Biz dahi, bu “Âmin” kelimesiyle o cemaat-ı muvahhidîn ve musallînin dualarına yardım ve dâvâlarına tasdik ve şefaatlerinin ve istiânelerinin makbuliyetine o “Âmin” ile bir rica etmemizle, bizim cüz’î ubudiyet ve dua ve dâvâmızı küllî, geniş bir ubudiyete çevirip küllî, umumî rububiyete mukabele ettirir. Demek uhuvvet-i imaniye ve vahdet-i İslâmiye sırrıyla, her namaz vaktinde âlem-i İslâm mescidinde milyonlarla efradı bulunan bir cemaatin rabıta-i vahdet itibarıyla ve mânevî radyolar vasıtasıyla Fâtiha’daki “Âmin” külliyet kesb eder, milyonlarla “Âmin”ler hükmüne geçebilir. HAŞİYE

اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ 2
سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 3
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : İşte, derecâta göre bir âmî, bir çekirdek kadar bu kudsî hakikatten hisse alsa, ruhen terakki etmiş bir kâmil insan, bir hurma ağacı kadar hisse alır. Fakat daha terakki etmeyen bir adam Fâtiha okurken bu mânâları kasten hatıra getirmemeli, tâ huzura zarar olmasın. Eğer o makama terakki etse, zaten o mânâlar kendilerini gösterirler. [HAŞİYECİK- Bu haşiyedeki “kasten” kelimesinin izahını Üstadımızdan sorduk. Aldığımız cevabı aynen yazıyoruz: (Üçüncü Medrese-i Yusufiyedeki Risale-i Nur talebeleri namına Ceylân) Teşehhüd ve Fâtiha kelimelerinin geniş ve yüksek mânâları kastî değil, belki dolayısıyla meşguliyet ve huzura bir nevi gaflet veren tafsilâtı değil, belki mücmel ve kısa mânâları gafleti dağıtır, ubudiyeti ve münâcâtı parlatır görüyorum. Namazın ve Fâtiha ve teşehhüdün pek yüksek kıymetlerini tam gösterir. İkinci kısmın âhirinde “kasten meşgul olmamak”tan murad ise: O mânâların tafsilâtıyla bizzat iştigal bazen namazı unutturur, huzura belki dokunur. Yoksa dolayısıyla ve muhtasar bir tarzda büyük faydalarını hissediyorum.]
1 : “İbadet ediyoruz... Yardım diliyoruz...”
2 : “Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” Fâtiha Sûresi, 1:2.
3 : “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” Bakara Sûresi, 2:32.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Şuâ / Sonraki Risale: Birinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
âmî : cahil, sıradan kimse
âmin : “Allahım kabul eyle”
cemaat : topluluk
cemaat-ı muvahhidîn ve musallîn : Cenâb-ı Hakkın birliğine inanıp dua ve niyazda bulunan ve namaz kılan topluluk
cüz’î : ferdî, küçük, az
derecât : dereceler
efrad : fertler, bireyler
Fâtiha : Kur’ân’ın ilk sûresi olan Fatiha Sûresi
gaflet : dalgınlık, umursamazlık
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
haşiyecik : küçük dipnot, açıklayıcı not
hisse : pay
hissedar : pay sahibi
hususan : bilhassa, özellikle
istiâne : yardım dileme
iştigal : meşgul olma, uğraşma
kâmil : kemâl ve fazilet sahibi
kesb etme : kazanma
kudsî : kutsal, mukaddes, yüce
küllî : büyük, kapsamlı
külliyet : genellik, kapsamlılık
makbuliyet : kabul olunmaya lâyık olma
Medrese-i Yusufiye : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında hapishane
muhtasar : kısa, özet
mukabele : karşılık
murad : kastedilen, istenilen
muvahhidîn : Cenâb-ı Hakkın birliğine inananlar
mücmel : kısa, öz
münâcât : Allah’a yalvarış, dua
namına : adına
nevi : çeşit, tür
rabıta-i vahdet : birlik bağı
rububiyet : Rablık; herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması
şefaat : af için aracılık
tafsilât : ayrıntı
terakki : ilerleme, yükselme
teşehhüd : namazlarda çift rekatlarda “et-tahiyyat”ı okuyuncaya kadar oturmak, beklemek
ubûdiyet : Allah’a kulluk
uhuvvet-i imaniye : imandan gelen kardeşlik
umumî : genel
üçüncü Medrese-i Yusufiye : Afyon Hapsi
vahdet-i İslâmiye : İslâm birliği
Yükleniyor...