Block title
Block content
İHTAR: Risale-i Nur’un Hülâsatü’l-Hülâsasının zübdesi olan Arabî fıkradaki kelimelerin izahı ise, Kur’ân’dan tereşşuh eden Risale-i Nur’un, âyât-ı Kur’âniyenin lemeatından aldığı hakikatlere, hususan ilim ve iradeye ve kudrete dair delillere ve hüccetlere işarettir ki, bu Arabî kelimelerin işaret ettikleri o ilmî deliller, ehemmiyetle tefsir ediliyor. Demek herbiri, çok âyâtın birer işaret ve birer nüktesini beyan etmektir. Yoksa o Arabî kelimelerin tefsiri ve beyanı ve tercümesi değildir. Sadede dönüyoruz.
Evet, gözümüzle görüyoruz ki, bizleri ve bütün zîruhları bilir ve bilerek şefkatle himaye eder ve ihtiyacını ve her derdini bilir ve bilerek inayetiyle imdadına yetişir bir Alîm-i Rahîm var.

Hadsiz misâllerinden birisi: İnsanın rızık ve ilâç ve muhtaç olduğu madenler cihetinde gelen hususi ve umumî inayetler, pek zâhir bir surette bir ilm-i muhîti gösterir ve bir Rahmân-ı Rahîme rızık, ilâç, madenlerin adedince şehadetler ederler. Evet, insanın hususan âcizlerin ve yavruların iaşeleri ve bilhassa mide matbahından cesedin rızık isteyen âzâlarına, hattâ hüceyrelerine, herbirine münasip rızkını yetiştirmeleri ve dağlar bir eczahane ve insana lâzım bütün mâdenlerin bir ambarı olmaları gibi hakîmâne işler, gayet ihâtalı bir ilimle olabilir. Serseri tesadüf, kör kuvvet, sağır tabiat, câmid, şuursuz esbab, basit, istilâcı unsurlar, hiçbir cihette bu alîmâne, basîrâne, hakîmâne, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar. Yalnız o zâhirî esbab, Alîm-i Mutlakın emriyle, izniyle, ilim ve hikmeti dairesinde bir perde-i izzet-i kudret-i İlâhiye olarak istimal ve istihdam edilmeleri var.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Şuâ / Sonraki Risale: Birinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alîmâne : herşeyi çok iyi bilerek
Alîm-i Mutlak : bilgisi herşeyi kuşatan, sınırsız ilim sahibi olan Allah
Alîm-i Rahîm : herşeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan ve rahmetinin çok özel tecellîleri olan Allah
Arabî : Arapça
âyât : âyetler
âyât-ı Kur’âniye : Kur’ân âyetleri
âzâ : uzuvlar, organlar
basîrâne : görerek
beyan : açıklama
bilhassa : özellikle
câmid : cansız
cihet : yön, taraf
esbab : sebepler
eşcar : ağaçlar
gayet : çok
hadsiz : sonsuz, sınırsız
hakikat : gerçek ve doğru
hakîmâne : hikmetli bir şekilde
hayvanat : hayvanlar
hikmet : Allah’ın herşeyi belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratma sıfatı
himaye : koruma
himayet : koruma
hususan : bilhassa, özellikle
hususi : özel
hüccet : güçlü delil, kanıt
iaşe : besleme, yedirip içirme
ihâtalı : kuşatıcı, kapsamlı
ilm-i muhit : herşeyi kuşatan ve herşeyi içine alan ilim
inâyet : lütuf, yardım, ihsan
inâyetperverane : yardım ve ihsan etmeyi severek
irade : dileme, seçim yapma gücü
istihdam : görevlendirme, çalıştırma
istilâcı : işgalci
istimal : kullanma
kudret : güç, iktidar
lemeat : parıltılar
matbah : mutfak
merhametkârâne : merhametli bir şekilde
misâl : örnek
münasip : uygun
nebâtât : bitkiler
nükte : ince ve derin anlam
perde-i izzet-i kudret-i İlâhiye : Allah’ın kudretinin izzetini koruyan bir perde, örtü
Rahmân-ı Rahîm : rahmet ve merhameti bütün varlık âlemini kaplayan ve herbir varlıkta rahmeti hususî olarak tecellî eden Allah
rızık : Allah’ın ihsan ettiği nimetler, yiyecekler
saded : konu, bahis
suret : biçim, görünüş
şefkat : acıma, merhamet
şehadet : şahitlik, tanıklık
şuursuz : bilinçsiz
tabiat : doğa, canlı cansız bütün varlıklar
tedbir : çekip çevirme, ihtiyacını karşılama
tefsir : açıklama, yorum
tesadüf : rastlantı
umumî : genel
unsur : madde, parça
zâhir : açık, âşikar
zahirî : açık, görünen
zîruh : ruh sahibi
Yükleniyor...