Block title
Block content
Bu delil, sabıkan zikredilen Arabî fıkranın âhirinde yazılan delilin başka ve daha güzel bir tarzıdır. Şiddetli hastalık sebebiyle, gayet kısa bir işaretle bundaki beş altı geniş delilleri beyandır.

Evvelâ: Bütün zeminde görüyoruz: Tam bilmekten ve maharetten gelen gayet suhulet ve kolaylıkla, acip zîhayat makineler, def’aten ve bir kısmı bir dakikada düzgün, ölçülü, emsalinden farikalı yapılmaları, nihayetsiz bir ilme delâlet ve san’attaki maharet-i ilmiyeden gelen suhulet ve kolaylık derecesinde o ilmin kemâline şehadet eder.

Saniyen: Gayet kesret ve çokluk içinde şaşırmadan gayet derecede san’atlı, mükemmel icadlar, nihayetsiz bir kudret içinde hadsiz bir ilme delâlet ve Alîm ve Kadîr-i Mutlaka hadsiz şehadet eder.

Salisen: Sür’at-i mutlaka ve gayet çabuk yapılmakla beraber, gayet derece mizanlı, ölçülü icadları, hadsiz bir ilme delâlet ve adetlerince bir Alîm-i Mutlak ve Kadîr-i Mutlaka şehadet ederler.

Rabian: Gayet geniş bütün zemin yüzünde hadsiz zîhayatların vüs’at-i mutlaka ile beraber gayet san’atkârâne, süslü, kemâl-i hüsn-ü san’atla yapılmaları, hiç şaşırmayan, herşeyi beraber gören, birşeyi birşeye mâni olmayan bir ihatalı ilme delâlet ve bir Alîm-i Küll-i Şey ve Kadîr-i Mutlakın masnûları olduklarına herbiri ve beraber şehadet ederler.

Hamisen: Bu’d-u mutlak ve birbirinden gayet uzak bir nevin efradı, biri şarkta, biri garpta, biri şimâlde, biri cenupta, aynı zamanda, aynı tarzda birbirinin misli ve birbirinden teşahhusça imtiyazlı bir surette vücuda gelmeleri, ancak bir Alîm-i Mutlak ve Kadîr-i Mutlakın kâinatı idare eden hadsiz kudreti ve bütün mevcudatı ahvaliyle ihata eden nihayetsiz ilmiyle olabilmesi cihetiyle, muhit bir ilme delâlet ve bir Allâmü’l-Guyûba hadsiz şehadet ederler.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Şuâ / Sonraki Risale: Birinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : acaip, tuhaf
âhirinde : sonunda
Alîm : herşeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan, sonsuz ilim sahibi Allah
Alîm-i Küll-i Şey : her şeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan, sonsuz ilim sahibi Allah
Alîm-i Mutlak : herşeyi hakkıyla bilen, ilmi herşeyi kuşatan, sınırsız ilim sahibi olan Allah
Arabî : Arapça
beyan : açıklama
bu’d-u mutlak : sınırsız uzaklık
cenup : güney
def’aten : birden bire, âni
delâlet : delil olma, işaret etme
efrad : fertler, bireyler
emsal : benzerler, akranlar
evvelâ : ilk olarak
farikalı : farklı, ayrı
fıkra : bölüm, kısım
garp : batı
gayet : çok
hadsiz : sonsuz, sınırsız
hamisen : beşinci olarak
icad : var etme, yapma
ihata : kapsama, kuşatma
imtiyazlı : ayrıcalıklı, farklı
Kadîr-i Mutlak : herşeye gücü yeten, sınırsız güç ve kudret sahibi Allah
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
kemâl : kusursuzluk, mükemmellik
kemâl-i hüsn-ü san’at : mükemmel güzel san’at
kesret : çokluk
kudret : güç, iktidar
maharet : beceri, hüner
maharet-i ilmiye : ilmi beceri, ustalık
masnû : sanat eseri varlık
misl : benzer
mizan : ölçü, denge
nev : tür, çeşit
nihayetsiz : sonsuz
rabian : dördüncü olarak
sabıkan : bundan önce
salisen : üçüncü olarak
san’atkârâne : san’atkâra yakışır şekilde
saniyen : ikinci olarak
suhulet : kolaylık
suret : biçim, şekil
sür’at-i mutlaka : sınırsız hız
şark : doğu
şehadet : şahitlik, tanıklık
şimâl : kuzey
teşahhus : şahsiyet, kişilik, somut şekilde olma
vücuda gelme : var olma, meydana gelme
vüs’at-i mutlaka : sınırsız genişlik
zemin : yeryüzü
zîhayat : canlı, hayat sahibi
zikredilen : adı geçen, ifade edilen
Yükleniyor...