Block title
Block content
Ve vazifesi bitmişse, zâhirî vücut libasını çıkarıyor, suretâ ademe, belki daire-i ilimdeki mânevî vücuda gönderir. Demek eşya, Kadîr-i Mutlaka verilse, bahar bir çiçek kadar, bütün insanların haşirde ihyaları bir nefs kadar kolay olur. Eğer esbaba isnad edilse, bir çiçek bir bahar kadar ve bir sinek bütün hayvanat kadar müşkülâtlı olur.

Hem nasıl ki, intizam sırrıyla bir koca sefine veya tayyareyi bir parmağı düğmesine dokunmakla harekete getirmesi, bir saatin zembereğine anahtarla parmak dokunmasıyla harekete girmesi derecesinde kolay ve rahattır. Aynen öyle de, ilm-i ezelînin düsturlarıyla ve hikmet-i sermediyenin kanunlarıyla ve irade-i Rabbâniyenin küllî cilveleri ve muayyen usulleriyle herşeye küllî ve cüz’î, büyük-küçük, az-çok bir mânevî kalıp, bir hususi miktar, bir hâlis hudut verildiğinden, tam intizam-ı ilmî ve irade kanunu içindedirler. Elbette Kadîr-i Mutlak hadsiz kudretiyle manzume-i şemsiyeyi çevirmesi ve arz sefinesini medâr-ı senevîsinde gezdirmesi, bir cesette kanı ve kandaki küreyvât-ı hamrâ ve beyzâyı ve o küreciklerdeki zerreleri nizamlı, hikmetli çevirmesi derecesinde suhuletli ve kolaydır ki, bir insanı kâinat sisteminde, harika cihazlarıyla, bir katre sudan, birden, zahmetsiz yaratır. Demek o ezelî ve hadsiz kudrete isnad edilse, bu kâinatın icadı, bir insanın icadı kadar suhulet peydâ eder, kolay olur. Eğer ona verilmezse, birtek insanı acip cihazları ve duygularıyla yaratmak, kâinat kadar müşkülâtlı olur.

Hem nasıl ki, itaat ve imtisal ve emir dinlemek sırrıyla, bir kumandan bir arş emriyle bir neferi hücuma sevk ettiği gibi, aynı emirle koca bir mutî orduyu dahi kolayca hücuma tahrik eder.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Şuâ / Sonraki Risale: Birinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : acaip, tuhaf
adem : hiçlik, yokluk
arş : “haydi, ileri!”
arz : yeryüzü
cilve : görüntü, yansıma
cüz’î : ferdî, küçük, az
daire-i ilim : ilim dairesi
düstur : kural, prensip
emirber : emre hazır
esbab : sebepler
ezelî : başlangıcı olmayan, sonsuz
hadsiz : sonsuz, sınırsız
hâlis : samimi, içten
haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip muhakeme edilme, Allah’ın huzurunda toplanma yeri
hayvanat : hayvanlar
hikmet : fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması
hikmet-i sermedi : Allah’ın sonsuz hikmeti
hudut : sınır
hususi : özel
hücum : saldırı
ihya : hayat verme, diriltme
ilm-i ezelî : Allah’ın herşeyi ve bütün zamanları kuşatan sonsuz ilmi
imtisal : emre uyma, boyun eğme
intizam : düzen, tertip
intizam-ı ilmî : ilmî düzen, disiplin
irade-i İlâhî : Allah’ın iradesi, dilemesi
irâde-i Rabbâniye : her şeyi yaratılış gayelerine göre terbiye ve idare edip, egemenliği altında tutan Allah’ın iradesi, dilemesi
isnad : dayandırma
itaat etme : emre uyma
Kadîr-i Mutlak : herşeye gücü yeten, sınırsız güç ve kudret sahibi Allah
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
katre : damla
kemâl-i itaat : tam ve mükemmel bir itaat, boyun eğme
kudret : güç, iktidar
küllî : genel, kapsamlı
küreyvât-ı beyzâ : akyuvarlar
küreyvât-ı hamrâ : alyuvarlar
manzume-i şemsiye : güneş sistemi
medar-ı senevî : dünyanın güneş etrafında dönerken bir sene içinde çizdiği yörünge
misillü : benzeri, gibi
muayyen : belirlenmiş
mutî : emre uyan, itaatkâr
müşkülât : zorluklar
nefer : asker
nefs : can, hayat, ferd, kişi
nizam : düzen
peydâ etmek : kazanmak
sefine : gemi
sevk etmek : göndermek
suhulet : kolaylık
suretâ : biçim, görünüş itibariyle
tahrik : harekete geçirme
tayyare : uçak
tekvînî emr-i Rabbânî : bütün varlıkları yaratılış gayelerine göre terbiye edip idaresi ve egemenliği altında tutan Allah’ın birşeye “Ol” deyince onu hemen olduruveren emri
usul : esas
vücud : varlık
zahmet : sıkıntı, eziyet, zorluk
zemberek : hareketi sağlayan güç kaynağı
zerre : atom, en küçük madde parçası
Yükleniyor...