Block title
Block content
Ve 1 اِذَاۤ اُلْقُوا فِيهَا سَمِعُوا لَهَا شَهِيقًا وَهِىَ تَفُورُ - تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ âyetinin sarahatiyle, o zâlim münkirlere Cehennem öyle öfkeleniyor ki, hiddetinden parçalanmak derecesine geliyor. İşte böyle bir cinayet-i âmmeye ve hadsiz bir tecavüze karşı beşerin küçüklük ve ehemmiyetsizliği noktasına değil, belki zâlimâne cinayetinin azametine ve kâfirâne tecavüzünün dehşetine karşı, Sultan-ı Kâinat kendi raiyetinin hukukunun ehemmiyetini ve o münkirlerin küfür ve zulmündeki nihayetsiz çirkinliğini göstermek hikmetiyle, fermanında gayet hiddet ve şiddetle o cinayeti ve cezasını değil bin defa, belki milyonlar ve milyarlarla tekrar etse, yine israf ve kusur değil ki, bin seneden beri yüzer milyon insanlar hergün usanmadan kemâl-i iştiyakla ve ihtiyaçla okurlar.

Evet, hergün, her zaman, herkes için bir âlem gider, taze bir âlemin kapısı kendine açılmasından, o geçici herbir âlemini nurlandırmak için ihtiyaç ve iştiyakla Lâ ilâhe illâllah cümlesini binler defa tekrar ile o değişen perdelere ve âlemlere herbirisine Lâ ilâhe illâllah’ı lâmba yaptığı gibi, öyle de, o kesretli, geçici perdeleri ve o tazelenen seyyar kâinatları karanlıklandırmamak ve âyine-i hayatında in’ikâs eden suretlerini çirkinleştirmemek ve lehinde şahit olabilen o misafir vaziyetleri aleyhine çevirmemek için, o cinayetlerin cezalarını ve Padişah-ı Ezelînin şiddetli ve inatları kıran tehditlerini, her vakit Kur’ân’ı okumakla tahattur edip nefsin tuğyanından kurtulmaya çalışmak hikmetiyle, Kur’ân gayet mânidar tekrar eder. Ve bu derece kuvvet ve şiddet ve tekrarla tehdidat-ı Kur’âniyeyi hakikatsız tevehhüm etmekten, şeytan bile kaçar. Ve onları dinlemeyen münkirlere Cehennem azabı ayn-ı adalettir, diye gösterir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Oraya atıldıklarında Cehennemin kaynar durumdaki gürleyişini işitirler. Neredeyse o Cehennem onlara olan öfkeden parçalanacak!” Mülk Sûresi, 67:7-8.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Dokuzuncu Mesele / Sonraki Risale: On Birinci Mes'ele
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem : dünya
anâsır : unsurlar, elementler
arz : yer
Asâ-yı Mûsâ : Hz. Mûsâ’nın mu’cizeli asâsı, bastonu
âyine-i hayat : hayat aynası
ayn-ı adalet : adâletin ta kendisi
azamet : büyüklük
beşer : insan
cinayet-i âmme : umuma karşı işlenen cinayet
ekser : pekçok
enbiya : peygamberler
ferman : buyruk
hadsiz : sayısız
hakikatsiz : asılsız, gerçek olmayan
hiddet : öfke, kızgınlık
hikmet : gaye, sebep
in’ikas etmek : yansımak
kâfirâne : kâfirce, inançsızca
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kemâl-i iştiyak : tam bir istek ve arzu
kesretli : çok
kıssa-i Mûsâ : Hz. Mûsâ’nın kıssası
küfür : inkar, inançsızlık
Lâ ilâhe illâllah : Allah’tan başka ilâh yoktur
mahlûkat : yaratıklar
mânidar : anlamlı
münkir : inkârcı, inançsız
nefis : insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere teşvik eden duygu
nihayetsiz : sınırsız, sonsuz
nurlandırmak : aydınlatmak, ışıklandırmak
Padişah-ı Ezelî : varlığının başlan-gıcı olmayan; hükmü sonsuz olan Allah
raiyet : halk, tabi olanlar
risalet-i Ahmediye : Peygamberimiz Hz. Muhammed’in peygamberliği
sair : diğer
sarahat : açıklık
semavat : gökler
seyyar : hareketli, gezici
Sultan-ı Kâinat : kâinatın sultanı olan Allah
tahattur : hatırlama
tehdidat-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın tehditleri
tevehhüm etmek : sanmak, kuruntulanmak
tufan : büyük felaket
tuğyan : azgınlık, taşkınlık, zulüm ve küfürde çok ileri gitme
zâlimâne : zalimce
Yükleniyor...