Block title
Block content
Hata 21: Bazı kısmında mevzu ve gaye ile hiç ilgisi olmadığı.

Cevap: Eski zamanda mantıkta en derin âlimleri ilzam eden ve şimdiye kadar müdakkik âlimlerin Risale-i Nur’u o cihette tenkit edememeleri, bu hatâyı söyleyene iade eder.

Hata 22-23: Risale-i Nur’un bir kısmında okuyanlara birşey öğretme bakımından ilmî mahiyet taşımadığı.

Cevap: Yirmi seneden beri hükûmetin iğfal olunmuş bazı rükünleri ve aldanmış bazı müteassıp hocalar Risale-i Nur’un aleyhinde hücum ettikleri ve herkesi ürküttükleri halde, hiçbir esere müyesser olmayan yüz binler her sınıftan muhtac-ı ilm-i hakikat ona talip olup istifadeleri bu iftirayı pek çirkin gösteriyor.

Hata 24: Şimalden gelecek büyük kızıl tehlikeye karşı bir sed olduğunu iddia ve zannetmektedir.

Cevap: Nurları okuyan bütün zâtlar; değil zan ve tahmin, belki kat’î ve yakînî bir surette, Risale-i Nur’un şimalden gelen tehlikeye bir sed olduğunu söylemeleri bu hatâyı gösteriyor.

Hata 25: Devletin emniyetini ihlâl etmiş.

Cevap: Üç mahkemede, üç müdafaatımda bu iftiranın asılsız olduğunu ispat ettiğim gibi, yirmi senede bulunduğum beş altı vilâyet zabıtaları, emniyeti ihlâle dair hiçbir emâreyi ne Said’in ve ne de arkadaşlarının hakkında kaydetmemesi, bu iftirayı tamamıyla reddeder.

Hata 26: Nurcuların zanları hilâfına olarak, Nur Risaleleri yegâne okunacak tefsir değildir.

Cevap: Nur Risalelerinde ve talebelerinin lisanında her vakit söylenen “Bu zamanda en kuvvetli bir tefsir-i Kur’ânîdir” cümlesidir. Yoksa hiçbir vakit başka tefsirlere ilişmek hatırlarına gelmediği, bu acîp hatânın ne kadar çirkin olduğunu gösterir.

Hata 27: Nurcular adı verilen talebelerin de yekdiğerleriyle görüşmeleri gizli olduğu.

Cevap: Isparta vilâyetinde ve bütün köylerinde, zabıtanın ve hükümetin taht-ı nezaretinde âşikâre surette görüşmeleri ve bazı köylerde yüz kalemle yazıları neşretmeleri, gizlilik isnadını kırıyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : acayip, şaşırtıcı
âlim : ilim sahibi, bilgili olan
âşikâre : açıkça
cihet : yön, taraf
emâre : iz, işaret
emniyet : güvenli
hilâf : ters, zıt
hücum : saldırı
iddia etmek : savunmak
iftira : yalan yere birisini suçlama, suç atma
iğfal olma : gaflete düşürerek kandırma, aldatma
ihlâl : bozma, karıştırma
isnad : dayandırma
istifade : faydalanma
kat’î : kesin
lisan : dil
mahiyet : özellik, nitelik
muhtac-ı ilm-i hakikat : hakikat ilmine muhtaç olan
mutaassıp : körü körüne inat ve ısrar eden
müdafaat : savunmalar
müdakkik : tetkik edici, inceden inceye araştırıcı
müyesser : imkânlı; kolay; olabilir; mümkün
neşr : yazma, yayınlama
Nur Risaleleri : Risale-i Nur’un konuları, parçaları
rükün : bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri
sed olma : engel olma
suret : biçim, şekil
şimal : kuzey
taht-ı nezâret : gözaltı
tefsir : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap
tefsir-i Kur’ânî : Kur’ân tefsiri
tenkit etme : eleştirme
vilâyet : il
yakinî : şüphe edilmeyecek derece kesin
yegâne : tek, eşsiz
yekdiğer : bir başkası
zan : zannetme, sanma
zannetmek : sanmak
Yükleniyor...